Mutlu Çift Değil "Mutlu Tek" Olmak

Mutlu Çift Değil "Mutlu Tek" Olmak

Terappin | Online Psikolog

Terappin Blog
25.06.2021 tarihinde oluşturdu.

Çoğu kişiden duyulan “mutlu çift” “çifte kumru” kavramları ilişkilerdeki “sonsuza dek mutlu yaşadılar” klişesini beraberinde getirir. Çoğu kitapta, gündelik hayatta hatta masallarda bile mutlu ilişkinin nasıl olması hangi fazlar üzerine kurulması gerektiğini söyler. Karşılıklı güven, mutluluk, bağlılık vs. gibi kavramlardan bahsedilir. Güzel ve örnek çift olmanın yolunun nereden geçtiği anlatılır veya konuşulur. Konuyla ilgili herkesin atladığı bir yer var: Mutlu çiftler olması için bireysel olarak iki partnerin de ayrı ayrı mutlu olması gerekiyor, ki ilişkisinde partnerini de mutlu edebilsin.

Peki nedir bu “Mutlu Tek” olma olayı?

Kusursuz uyum olmadan, kendi kişisel alanları oluşturmak ana noktalardan bir tanesidir. Elbette burada anlatılmak istenen kendini kişisel olarak odaya kitlemek değildir. Veya “çocuğa bugün sen bak bugün benim günüm” demek de değildir. Yalnız zaman geçirebilmek, kendi kendine kalabilmek de kişilerin ihtiyacıdır. Zamanı doğru kullanabilmek ve partneri olan kişilerin ortak bir sınır koyabilmeleri mutluluğun temel taşını oluşturur. Sağlıklı sınırlar koymak, partnerinizin size olan saygısını da koruyacaktır. Buradaki önemli nokta sağlıklı sınırları nasıl koyduğunuzdur. Partnerinize de uyan vakitlerde kendinize zaman ayırmak istemeniz, aynı anlayışı karşı tarafa göstermeniz önce sizi “mutlu tek” sonrasında ise “mutlu çift” yapar. Bu temeli sağlam bir şekilde kurduğunuzda ileriki basamaklar kendiliğinden gelişecektir.

Örneğin birbirinizi dinlemek ve empati kurmak

Birini dinlemek demek sadece susup karşıdakini dinlemek anlamına gelmez. Önce siz kendinizi anlatın, sonra karşı taraftan gelecek diyaloğu bekleyin. Veya önce karşı taraf anlatsın,sonrasında siz fikrinizi beyan edin. Fikrinize uymayan bir nokta olduğunda küsüp trip atmak yerine sözlü iletişimi tercih edin. Özelikle tecrübeli ve uzun süreli ilişkilerde sözsüz iletişim kuvvetlidir. Kişiler birbirlerinin bakışından bile ne tepki verdiğini anlayabilir. Bu senkron önemli olsa da konulara netlik getirmekte fayda var. Sözlü iletişim ve kendini ifade etme sözsüz iletişimin açacağı yaraların önüne geçmiş olur. Böylelikle söylemediğiniz sözlerin hesabını vermek durumunda da kalmamış olursunuz.

Bilinenin aksine “empati” durumu ise “kendini karşı tarafın yerine koyma” veya “benim yerimde olsan sen ne hissederdin” cümlesini kurmak demek değildir. Rahatsız edici olan durumun farkında olmak, “belki ben de fazla tepki verirdim” demek, “tepkini anlamaya çalışıyorum” demek empatik cümlelerin göstergesidir.

Olumsuz bir durum karşısında istemediğimiz bir olaya/duruma tepki vermemiz ise tamamen doğal bir durumdur. Konu ne olursa olsun her tepkinin aşırısı kendimize vereceğimiz bir zarardır. Bu gibi durumlarda empati yetimizi devreye sokmamız gerekir. Örneğin pahalı bir harcama mı yapıldı, aynısını siz yapsanız eşiniz size ne söylerdi? Kırmadan, incitmeden dikkatli harcama yapmanızı mı söylerdi? Veya kızar mıydı? Kızıyorsa size ne söylenmesinden memnun olurdunuz? Bu gibi soruları kendimize yönelterek aslında tepkilerimizi frenleyebilmemiz mümkündür.

Sözlü iletişim ve net olmanın önemini vurgulamıştık. Bu konumda partnerlerden de netlik ve açık olmalarını bekleriz. Sevdiğini söylemek, aklından gelen güzel düşünceleri aktarmak, planlarından bahsetmek de ilişkiyi güçlendiren unsurlardandır. İletişimde ara ara sorunlar oluşuyorsa “çift” değil, yeniden “tek” olan profile bakmak gerekecektir. Kişi burada iletişim kurarken hangi kısımda sorun yaşıyor? Empati evresinde mi, karşı tarafı dinlerken mi…

karşı tarafı mutlu edip örnek bir çift olmak için önce kişinin kendini mutlu etmesi ve zaman ayırması gerekir. Daha sonrasında karşı tarafın duygularını tatmin etmek, değerli olduğunu göstermek sevdiğimizi ifade etmemiz gerekir. Bu durum ilişkilere iyi gelen bir yöntemdir.

 

 




200'den fazla uzman psikolog arasından sana en uygun psikolog ile istediğin yerden 7-24 online terapiye başlamak için hemen uygulamayı indir!