Pazartesi Sendromu Nedir, Nasıl Baş Edilir?

Pazartesi Sendromu Nedir, Nasıl Baş Edilir?

Terappin | Online Psikolog

Terappin Blog
29.09.2022 tarihinde oluşturdu.

Pazartesi sendromu, dünyanın dört bir yanında varlığını hissettirmeyi başardığından; adeta bir kültürel fenomen haline gelmiştir. Bu kültürel fenomen, yalnızca bizim ülkemize has değildir elbette. Bireyin olduğu her yerde, pazartesi sendromuna rastlamak mümkündür.

Pazartesi Sendromu Nedir, Nasıl Baş Edilir?

İster çalışıyor olun, ister öğrenci, isterseniz hiçbir sorumluluğunuz olmasın… Günlerden pazar ise ertesi günün, yani pazartesinin, huzursuzluğu mutlaka bir noktada bedeninizde kendisini hissettirir. ‘‘Pazartesi Sendromu’’ olarak adlandırdığımız ve sık sık kullandığımız bu kavramı yaşamaktan öte ne kadar iyi tanıyorsunuz, hiç düşündünüz mü? Bu yazımızda, büyük küçük herkesin hafta sonu tatillerinin kaçınılmaz sonu olan pazartesi sendromuna dair detayları sizlere aktaracağız. Cevaplayacağımız:

soruları sayesinde pazartesi sendromu nedir, ne değildir iyice kavrayacak; dillere pelesenk olmuş bu olumsuz kavramın hayatımızdaki yerini bu sayede daha iyi anlayacağız!

Pazartesi Sendromu Nedir?

Pazartesi sendromu, haftanın ilk günü olan pazartesinin kişilerde yarattığı olumsuz duyguların bütününe verilen addır. Kişiler; işlerinden, okullarından, başarılarından, bulundukları konumdan… Özetle yaşantılarından her ne kadar memnun ve mutlu olursa olsun hafta başının gelişiyle pazartesi sendromuna kapılabilir. Pazartesi sendromu; yorgunluk, halsizlik, umutsuzluk, memnuniyetsizlik, sıkkınlık ve hatta depresyon gibi çeşitli negatif duyguların bünyede yarattığı bir çeşit iç huzursuzluk olarak tarif edilebilir.

Pazartesi Sendromunun Dünyadaki Yeri Nedir?

Pazartesi sendromu, dünyanın dört bir yanında varlığını hissettirmeyi başardığından; adeta bir kültürel fenomen haline gelmiştir. Bu kültürel fenomen, yalnızca bizim ülkemize has değildir elbette. Bireyin olduğu her yerde, pazartesi sendromuna rastlamak mümkündür. O halde pazartesi sendromunun dünyanın bütününe yayılmış olduğunu söyleyebiliriz. Dünyanın her yerinde görülebilmesinin yanı sıra, bu sendromun tüm bireyler için bir alarm niteliği taşıdığını da belirtmekte yarar var. Kim olursanız olun, nerede yaşarsanız yaşayın… ısrarla her hafta başı aynı problemle baş etmek durumunda kalıyorsanız, bilin ki olduğunuz yerde belki de tahmin ettiğinizden daha da büyük bir sorun var. Aslında pazartesi sendromunun ne denli önemli bir acil durum sinyali olduğunu kolayca şuradan da anlayabiliriz: Hayatınızda size olumsuz hissettiren, sizi ruh hali bağlamında aşağı çeken bir şeyler olduğunda; bu durumu garipseyip üzerine gitmez misiniz? Tabii ki böyle yaparsınız. O halde buradan yola çıkarak pazartesi sendromunda da paralel bir garipseme ve üzerine gitme hamlesi şart denebilir.

Pazartesi Sendromu Bana Ne Gibi Zararlar Verebilir?

Bir önceki başlıkta da bahsettiğimiz gibi, her kim olursanız olun; hayatınızın belirli noktalarında olumsuz duygulara kapıldığınızda, bu bedeninizin alarm halinde olduğunu gösterir ve bildiğiniz üzere bunun yalnızca pazartesi sendromu ile de bir ilgisi yoktur. Bu, her şartta geçerli basit bir psikolojik gerçektir. Gel gelelim söz konusu pazartesi sendromu olduğunda, ona dair verebileceğimiz birebir örnekler bulunuyor. Pazartesi sendromu, üretkenliği ve performansı kötü etkiliyor. Pazartesi sendromu yaşayan bir kişi, yaşamayan bir diğer kişiye kıyasla gününü daha az üretken geçiriyor ve dolayısıyla performansının da düştüğü gözlemleniyor. Üretkenlikte ve performansta görülen bu negatif ivmenin temelinde kişinin hissettiği olumsuz duygulardan başkası bulunmuyor. Psikoloji ve nöroloji alanında yapılan pek çok bilimsel çalışma da aynı çıktıları ortaya koyuyor. Bu çalışmalar, kişinin anlık duygu durumunun yaptığı işin kalitesi üzerinde doğrudan etkisi olduğunu gösteriyor. Pazartesi sendromu ya da benzeri bir negatif duygu haline kapılan kişilerin daha az üretken ve daha düşük performanslı olmanın yanı sıra daha az motivasyonlu, daha pesimist, daha az yaratıcı ve daha düşük odaklanmaya bağlı olarak daha yavaş olduğu da dile getiriliyor. Sadece bununla da kalmıyor, bu süreçte yıpranan kişinin etrafındakiler ve çalışma ortamı da aynı şekilde durumun kurbanı oluyor. Pazartesi sendromu baskısı altında çalışan bir iş insanının üzerindeki negatif havayı rahatlıkla iş ortamına geçirebileceğini söyleyebiliriz. Aynı şekilde bu iş insanının çalışma arkadaşlarının da tıpkı kendisi gibi duygusal yönden yıpranacağı, günün geri kalanını verimli geçiremeyeceği aşikardır. Kısacası, pazartesi sendromu deyip geçmemeli. Öyle ki bu sendrom kendisini hissetmeyenlere dahi hissedenler aracılığıyla bir şekilde ulaşıp işleyişi bozmanın yolunu buluyor!

Pazartesi Sendromu Kimlerde Görülür?

Yazının başında da belirttiğimiz gibi pazartesi sendromu pek çok bireyde görülebilir. Üstelik bunun ardında belirli bir neden yatmak zorunda da değildir; fakat yine de bazı bireyler pazartesi sendromuna kapılıp gitmeye daha meyillidir. Bu bireyler:

  1. Mesleğinden, çalışma ortamından memnun olmayan çalışanlar
  2. Okulundan, okul ortamından memnun olmayan öğrenciler
  3. İş ve okul hayatı dışında düzenli sürdürdüğü herhangi bir sorumluluğu olan ve bu sorumluluktan hoşnut hissetmeyen kimseler

olarak üç ana grupta toplanabilir.

Pazartesi Sendromu Tedavi Gerektirir Mi?

Pazartesi günü yaklaştıkça sıkkınlık yaşamak, bunalmış hissetmek oldukça doğal şeylerdir; ancak eğer bu duygu durumu ısrarla sürüyorsa ve gelip geçici denemeyecek kadar kalıcı bir hal aldıysa bu, daha derin bir ruhsal problemin habercisi olabilir. Pazartesi sendromunun ruh sağlığınız ile ilgili bir sorunun habercisi olabileceğinden şüphelendiğiniz noktada mutlaka profesyonel yardıma başvurmalısınız. Kimi bilimsel araştırmalar, kalp krizi ve felç gibi ciddi sağlık sorunlarının çoğunlukla pazartesi günü yaşandığını gösteriyor. Bu bir tesadüf mü? Sanmıyoruz. Bırakın, haftanın başlangıcı başlangıç olarak kalsın; sizi dönülmez yollara sürüklemesin.

Pazartesi Sendromu Hisseder Hissetmez Tedavi Mi Olmalıyım?

Hayır. ‘‘Pazartesi sendromu yaşıyorum, hemen doktora koşmalıyım.’’ gibi bir anlayış oldukça yanlıştır. İnsanlar zaman zaman olumsuz duygulara ve düşüncelere kapılabilir, bu sebeple kendini sağlıklı hissetmeyebilir; ama bu acilen tedavi edilmesi gereken bir duruma işaret etmez. Eğer sürekli ve yaşam standartlarınızı düşüren bir olumsuzluk yaşamıyorsanız, kendi kendinize yapabileceğiniz ve pazartesi sendromunun yarattığı huzursuz atmosferi dağıtabileceğiniz bazı adımlar atabilirsiniz. İşte pazartesi sendromuna karşı duygu durumunuza destek olacak o uygulamalar:

Biyolojik Saatinize Kulak Verin:

Vücudumuz ve beynimiz saatle çalışır. Bu saat, biyolojik saat olarak bilinir. Biyolojik saatinizin şaşması, çeşitli problemlere yol açabilir. Bu problemlere vücut ritminizin, vücut dengenizin ve duygu durumunuzun bozulması da dahildir. Hafta sonu geldiğinde, kendimizi otomatik olarak keyifli vakit geçirmeye adar; uyku düzenimizi gözden çıkarırız. Kolayca elediğimiz bu detay, aslında sadık kalmamız gereken ve kalmadığımız takdirde pazartesi sendromunu tetikleyen önemli bir faktördür. İşin ilginç yanı, sadece geç yatmanız değil; geç yattığınız için ertesi gün geç kalkmanız da bu tetiklenmenin bir parçası. Tüm bunların bir araya gelmesi, vücut ritminde tahribata neden oluyor. Biyolojik saatinizin şaşmaması ve vücut ritminizin bozulmaması için tavsiyemiz, hafta sonları da olabildiğince erken kalkmaya özen göstermeniz yönünde olur; zira hafta içi sabah 7’de, hafta sonu sabah 11’de kalkarak maalesef pazartesi sendromuna zemin hazırlayan bizzat siz oluyorsunuz.

Hafta Sonu Geldi Diye Rutininizden Tamamen Kopmayın:

Hafta sonlarını dolu dolu ve doyasıya geçirme isteğinizi anlamaktan öte kesinlikle haklı buluyoruz; ancak sırf bu sebeple tabiri caizse kendinizi aşırı hırpalamanız anlık keyiflerin ileride zarar olarak size geri dönmesi anlamına gelmekte. Tıpkı bir önceki maddede bahsettiğimiz uyku düzeni örneğinde olduğu gibi yeme düzeninizde de radikal değişiklikler yapıyor olabilirsiniz. Hafta içi çok dikkatli davranıyor, hafta sonu geldiğinde ise saatleri, yeme sıklığınızı ve yediklerinizin kalorisini şaşırıyorsunuzdur. Bu durumun bünyenizin yanı sıra psikolojinize de olumsuz etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Amerika Birleşik Devletleri’nden gerçekleştirilen bir araştırmada, özellikle kadınların pazartesi günleri işte diğer günlere kıyasla kendisini daha az çekici hissettiği ortaya çıktı. Sağlıklı rutinlerden olabildiğince kopmamanızı öneririz.

Ani Değişimlerden Korkmayın:

Pazartesi sendromuna yönelik yapılan bilimsel bir çalışmada, çalışanlardan duygularını düzenli olarak not etmeleri isteniyor. Çalışan notları, fazlasıyla ilginç manzaralar göz önüne seriyor! Çalışanların; pazartesinin yanı sıra salı, çarşamba ve perşembe günlerinde de aynı şekilde stresli ve depresif hissettiği fark ediliyor. Çalışanların duygularının yalnızca cuma günleri, yani hafta sonu yaklaştıkça, olumlu yönde değiştiği görülüyor. Bu çalışmadan yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Ani değişimlerden korkmayın. Haftanın yedi gün olduğu ve her haftanın başa sardığı düşünüldüğünde, günlerin geçişi ani değişim olarak değerlendirilebilir. Bu ani değişimlerden korkmak yerine, onları normalize edin; pazartesinin de haftanın diğer günleri gibi durmaksızın gelip geçen bir gün olduğunu kendinize sık sık hatırlatın. Bu korkuyu yenerek, pazartesilere karşı yepyeni bir bakış açısı geliştirebilir, pazartesi sendromuna karşı önemli bir koz elde edebilirsiniz.

Sosyal Varlıklar Olduğumuzu Unutmayın:

İnsanlar ‘‘homo-socius’’tır. Bir başka deyişle, sosyal varlıklardır. Bu da insanlık için iletişimin, diğer insanlarla etkileşimin ne denli elzem olduğunun kanıtıdır. Sorumluluklarınız ciddiyet ve efor gerektirse de bu gerçeği değiştiremez. Bu yüzden işte ya da okulda, her nerede olursanız olun başkalarıyla tanışmaktan, konuşmaktan kaçınmayın. Sosyalleşmek, yalnızca hafta sonlarına mahsus bir süreç değildir. Bir film hakkında tartışmak, bir sorun üzerine birlikte kafa yormak, eğlenceli hikayelere beraberce gülmek… bunların hepsi insan için; çünkü sosyalleşmek insan için! Hafta sonu olduğu gibi hafta içi de sosyalleşmeyi ihmal etmeyin.

Problemin Kaynağına İnin:

Köklü değişiklikler zor, kimi sorumluluklar arkamızı dönüp gidemeyeceğimiz kadar hayatidir. Üstten bir bakış açısı takınıp ‘‘Sizi mutsuz eden ne varsa onu terk edin, yok edin.’’ gibi cümleler kurmayacağız; fakat sizi pazartesi sendromuna sürükleyen her ne ise onun kaynağına inip objektif bir öz değerlendirme yapmanızda fayda var. Kendinizi dinleyin, olduğunuz noktayı sorgulayın. Bir anda işinizi, ortamınızı, sorumluluklarınızı değiştiremeyebilirsiniz; ama en azından problemi halı altına süpürmek yerine onunla yüzleşip doğru zamanı bilinçli şekilde kollayabilirsiniz. Mesela, işinizden memnun değil misiniz? Hafta sonları hissettiğiniz pozitif duygular hafta içi iş yerinizin kapısının eşiğinden atlayamıyor mu? İşten çıkmak, kariyer yolculuğunuzun rotasını değiştirmek, başka hayallerin peşinden gitmek hiç kimsenin bir anda gerçekleştirebileceği dönüşümler değildir. Bu dönüşümlerin zorluğu kim olduğunuzdan bağımsız bir gerçektir. Öte yandan, hiçbir zorluk sonsuza dek sürmez. Yepyeni fırsatlar elbet doğacaktır.

Gün İçinde ve Gün Sonunda Kendinizi Ödüllendirin:

Pazartesi sendromu, kısır döngülere gebe bir huzursuzluk. Pazartesiden korkup kaçtıkça, pazartesi günleri gözünüzde daha da büyüyor; pazartesi günleri gözünüzde daha da büyüdükçe, ondan korkup kaçma eğiliminiz git gide artıyor. Gördüğünüz gibi, bu tam bir kısır döngü ve hatta çıkmaz örneği. Bu kısır döngüyü kırabilmek için gününüzü biraz güzelleştirmeye ne dersiniz? Gün içinde ve sonunda kendinizi şımartın! Bir bardak kahve, bir dilim çikolatalı pasta, iş çıkışı sevdiklerinizle gideceğiniz bir konser… tüm bunlar pazartesi gününüzü iyileştirecek adımlar. Üstelik bu adımlar sayesinde birkaç madde önce bahsettiğimiz bakış açısı değiştirme sürecine de büyük katkı sağlamış olursunuz. Kendinizi şımartın diyoruz; ancak bu lafın gelişi söylenen bir şey. Gününüzü güzelleştirmek şımarıklık değil. Değerlisiniz ve güzellikleri hak ediyorsunuz! Bunu da sıklıkla kendinize hatırlatmalısınız.

Tüm Yükü Pazartesinin Omuzlarına Yüklemekten Vazgeçin:

İtiraf edin, hayatınızın tüm yükünü sürekli olmasa da zaman zaman pazartesiye yıktığınız oluyordur. Diyet? Spor? Projeler? Ödevler? İş güç? Hepsine cevabınız ‘‘Pazartesi başlayacağım.’’ değil mi? İşte bu, oldukça yanlış bir davranış. Bu davranışınız, pazartesiye yönelik bilinç dışınızda yer alan tüm kötü anıları besliyor. Böyle olunca, pazartesi sendromu da kaçınılmaz son haline geliyor. Pazartesi sendromunun kaçınılmaz bir son olmadığını tekrar tekrar söyledik, yine söyleyelim: Hayatınızın tüm yükünü, ertelediğiniz tüm sorumluluklarınızı pazartesinin omuzlarına yüklemekten vazgeçerek pazartesi sendromunun kaçınılmaz son olmadığına kendinizi kolayca ikna edebilirsiniz!

Güne Sevdiğiniz Müzikler Eşliğinde Başlayın:

Alarmın sesini duyduğunuz, beş dakika daha uyumak için çoğu şeyi feda edebileceğiniz sabahın serin saatlerini alt etmenin de bir yolu var: Güne müzik eşliğinde başlamak! Saat kaç olursa olsun sevdiğiniz şarkılar bir tuş uzağınızda. Ruhunuza iyi gelecek bu yönteme ulaşmak böylesine basitken, bu fırsatı kaçırmayın deriz. Tamamen pazartesi gününe özel bir müzik listesi hazırlayabilirsiniz. En sevdiğiniz, size güzel zamanları hatırlatan enerjik tüm şarkıları bu listede toplayarak güne keyifle başlayabilirsiniz. Müzik listesinin adına espri katabilir, liste kapak fotoğrafına da yine aynı şekilde esprili bir şeyler koyabilirsiniz. Bu müzik listesine günün ilk ışıklarının yanı sıra gün içerisinde de başvurabilirsiniz tabii. Bu satırları okurken üşengeçlik ile ikna olmamışlık arasında sıkışıp kalacağınızı tahmin ediyoruz. Lütfen bunu yapmayın. Üşenmeyin, ‘‘Bu mudur?’’ düşüncelerine kapılmayın. Sadece deneyin ve farkı görün!

Gün Boyu Ağır Yiyeceklerden ve Atıştırmalıklardan Uzak Durmaya Çalışın:

Aslında bildiğiniz üzere sağlıksız beslenmek başlı başına bir problem; ama hali hazırda kaçtığınız, hoşlanmadığınız, sizi strese ve üzüntüye sürükleyen bir günde sağlıksız beslenmek hakkında ayrıca bir parantez açmamız gerektiğini düşünüyoruz. Ağır yiyecekler ve atıştırmalıklar sağlığınızın yanı sıra duygu durumunuzu da kötü etkiler. Aşırı yağlı bir yemek ya da bol hamurlu atıştırmalıklar illa ki tüketmişsinizdir. Bu öğünlerden sonra kendinizi nasıl hissettiğinizi gözünüzün önüne getirin. Mideniz şişer, üzerinize adeta bir ağırlık çöker, uykunuz gelir… özetle, enerjiniz ve modunuz düşer. Bu portreden olabildiğince her zaman kaçmalıyız tabii; ama pazartesi günleri kaçış konusunda ekstra hassasiyet gerektiriyor diyebiliriz. Pazartesi sendromu tüm olumsuz havasıyla ruhumuza ilmek ilmek işlenirken en son isteyeceğimiz şey, yemek gibi keyifli bir kavramın sendrom gibi yorucu bir kavrama hizmet etmesi olur sanıyoruz.

Bu yazı aracılığıyla herkese sendromsuz pazartesiler, günler, haftalar diliyoruz!

 

Sıkça Sorulan Sorular

Pazartesi sendromu, pazartesi gününün kişilerde yarattığı olumsuz duygulardan kaynaklı yaşanan huzursuzluğa verilen addır. Cumartesi ve pazar günlerinin tatil olması, kişilerin bu iki gün boyunca dilediği gibi vakit geçirebilmesi üzerine pazartesi gününün getirdiği sorumluluklar ve mecburiyetler bu huzursuzluğu tetikleyen en önemli faktörlerdir. Bu faktörler, bireylerin pazartesiye yükledikleri anlamı da olumsuz etkileyerek bilinç dışında pazartesiye yönelik negatif anlamların yer etmesine yol açar.

Herkes pazartesi sendromu yaşayabilir. Yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek gibi özellikler kişinin pazartesiye karşı olumsuz duygular beslemesi, pazartesiye olumsuz anlamlar yüklemesine ne engel teşkil eder ne de kolaylık sağlar.

Pazartesi sendromu, doğrudan bir profesyonel yardım gerektirmeyebilir; fakat sürekli tekrar eden olumsuz duyguların pazartesi sendromu perdesi ardına saklanmadığından emin olmakta fayda vardır. Yaşadığınız gelip geçici bir ‘‘pazartesi geldi çattı’’ keyifsizliği mi, bitmek tükenmek bilmeyen bir mutsuzluk hali mi? Eğer ikinci seçeneğe daha yatkınsanız, bir uzmana danışmanız en doğrusu olacaktır.

Pazartesi sendromunun aslına bakılırsa tek bir çözümü var: Pazartesiye yönelik bakış açınızı değiştirmek. Pazartesiyi olumsuz kodlamak yerine ona yeni bir pencereden bakabilmenin yollarını aramak, bu yollara başvurmak pazartesi sendromuna karşı beklentinizin ötesinde bir etki yaratacaktır.




200'den fazla uzman psikolog arasından sana en uygun psikolog ile istediğin yerden 7-24 online terapiye başlamak için hemen uygulamayı indir!