Duygusal Zeka Nedir, Önemi Nedir?

Duygusal Zeka Nedir, Önemi Nedir?

Terappin | Online Psikolog

Terappin Blog
10.10.2022 tarihinde oluşturdu.

Duygusal zeka, karşınızdaki ile iyi bir iletişim ve ilişki kurabilmeniz için elzemdir. Bazı uzmanlar, daha önce de bahsettiğimiz gibi, bu hususta duygusal zekanın IQ’dan daha önemli olduğuna inanıyor.

Duygusal Zeka Nedir, Önemi Nedir?

Hayatımızın her anında olumlu ya da olumsuz duygulara kapılırız. Duygular o kadar bizimle iç içedir, yaşantımızın merkezindedir ki bizi biz yapan unsurları sayıp dökmek istesek; duygu kelimesini geçirmediğimiz bir liste sanıyoruz olamaz. Bir de şu yönden bakalım: Siz, olumlu veya olumsuz duyguların var olmadığı bir yaşam hayal edebilir misiniz? Tüm insanlığın duygulardan arınmış canlılara dönüşümünü düşlemek bir hayli zordur.

Benliğimizin büyük bir parçasını oluşturan, yokluğunu zihnimizde canlandırmakta dahi zorlandığımız duyguları yönetmek de en az onlara sahip olmak kadar mühimdir. Peki, yönetmekten kastımız nedir? Duyguları algılayabilmek, kontrol edebilmek, değerlendirebilmek, yorumlayabilmek ve onlara tepki verebilmektir elbette. İşte bireylerin tüm bu duygusal yetilerine ‘‘Duygusal Zeka (EQ)’’ ismi veriliyor. Bu yazımızda,

  1. Duygusal Zeka (EQ) Nedir?
  2. Duygusal Zekanın (EQ) Tarihçesi
  3. Duygusal Zeka (EQ) Doğuştan Mı Gelir?
  4. Duygusal Zeka (EQ) Mu, Yoksa IQ Mu Daha Önemlidir?
  5. Duygusal Zekanın (EQ) Bileşenleri Nelerdir?
  6. Duygusal Zekanın (EQ) Gelişmişliğine İşaret Eden Belirtiler Nelerdir?
  7. Duygusal Zeka (EQ) Nasıl Ölçülür?
  8. Duygusal Zekanın (EQ) Etkisi Nedir?
  9. Duygusal Zekanızı (EQ) Nasıl Kullanmalısınız?
  10. Duygusal Zeka (EQ) Geliştirilebilir Mi?
  11. Duygusal Zekanın (EQ) Düşük Olmasının Dezavantajları Nelerdir?
  12. Duygusal Zekanın (EQ) Fazla Yüksek Olması Dezavantaj Yaratır Mı?

sorularına değinerek, duygusal zekanın ne olduğunu anlamaya çalışacak ve bu sayede benliğimizin duygusal işleyişine yönelik fikir sahibi hale geleceğiz.

Duygusal Zeka (EQ) Nedir?

Duygusal zeka (EQ), gerek kendi duygularımızı gerek ise başkalarının duygularını algılayabilmek, kontrol edebilmek, değerlendirebilmek, yorumlayabilmek ve onlara tepki verebilme yeteneğine verilen addır. Örneğin, anlık duygu durumunuzu anlayabilmek size ilerleyen zamanda nasıl bir yol izlemeniz gerektiği noktasında güvenilir bir kaynak görevi görebilir. Aynı şekilde bir arkadaşınızın nasıl hissettiğini anlayabilmek de ona karşı yaklaşımınızı şekillendirmede yardımcı olacaktır. Kendinizi iyi hissetmediğiniz bir durumun içerisindeyseniz farklı, kendinizi iyi hissettiğiniz bir durumun içerisindeyseniz farklı ilerlersiniz. Üzgün birine kahkahalar atarak sarılamayacağınız gibi mutlu birinden sizinle birlikte ağlayıp kendini perişan etmesini bekleyemezsiniz. Söz konusu ister siz olun ister bir başkası, bireyin duygusal açıdan nerede durduğunun farkında olmak geliştirilecek algı, tutum ve davranışlar üzerinde tamamiyle etkilidir.

Duygusal Zekanın Tarihçesi:

Duygusal zekanın bir terim olarak hayatımıza girmesi 1990’lı yıllara dayanıyor. Yeni bir kavram olmasına karşılık günden güne duygusal zekaya yönelik merakın ve ilginin artması ise dikkat çekici. Duygusal zekanın ne anlama geldiğini temelde anladık. Diğer detaylara geçmeden önce, duygusal zeka kavramının nasıl ortaya çıktığını öğrenmek üzere kısaca tarihçesinin üzerinden geçelim:

  • 1930’lu yılların başında Psikolog Edward Thorndike, ‘‘Sosyal Zeka’’ kavramını diğer insanlarla iyi geçinme yeteneği olarak tanımlıyor.
  • 1940’larda Psikolog David Wechsler, zekanın farklı etkili bileşenlerinin insanların hayatta ne kadar başarılı oldukları noktasında önemli bir rol oynayabileceğini iddia ediyor.
  • 1950’ler itibariyle ‘‘Hümanist Psikoloji’’ olarak bilinen düşünce okulunun yükselişi başlıyor ve ünlü düşünür Abraham Maslow gibi nice düşünür, insanların duygusal güç oluşturabilecekleri farklı yollara daha fazla odaklanıyor.
  • 1970’lerin ortalarında Psikolog Howard Gardner, duygusal zekanın gelişiminde ortaya çıkan bir diğer önemli kavramı, ‘‘Çoklu Zeka’’ kavramını ortaya atıyor. Bu sayede zekanın tek bir yetenekten çok daha fazlası olduğu fikri ortaya atılmış oluyor.
  • 1985’e dek ‘‘Duygusal Zeka’’ terimi kullanılmıyor. Bu tarihte, Wayne Payne’nin doktora tezinde bu kavram ilk kez zikrediliyor.
  • 1990’da Psikolog Peter Salovey ve Psikolog John Mayer, ‘‘Duygusal Zeka’’ isimli çığır açan makaleyi Imagination, Cognition and Personality dergisinde yayınlıyor. İkili, duygusal zekayı bu makalede; kişinin kendi ve başkalarının duygularını izleme, bunlar arasında ayrım yapma ve bu bilgiyi kişinin düşünce ve eylemlerini yönlendirmek için kullanma yeteneği olarak tanımlıyor.
  • 1955’te duygusal zeka kavramı, Daniel Goleman’ın ‘‘Emotional Intelligence: Why It Can Matter More Than IQ?’’ isimli kitabının yayınlanmasıyla tamamen popüler hale geliyor.

Duygusal Zeka Doğuştan Mı Gelir?

Duygusal zekanın doğuştan olup olmadığı bilim dünyasının önemli tartışma konularından biridir. Kimi bilim insanları duygusal zekanın doğuştan geldiğini savunurken kimileri bunun öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir özellik olduğunun üzerinde durmaktadır. Bilim dünyası henüz bu tartışmayı noktalayamamış olduğundan, bu soruya net bir yanıt vermek pek mümkün değildir.

Duygusal Zeka (EQ) Mu, Yoksa IQ Mu Daha Önemlidir?

IQ zeka seviyesini göstermek üzere kullanılmaktadır, duygusal zeka (EQ) ise az önce de bahsettiğimiz gibi tamamen duyguları yönetme ile ilintilidir. Bilim dünyasının tartıştığı ve dolayısıyla net yanıtlar veremememize neden olan bir başka kilit konu da IQ ve duygusal zeka (EQ) kapışmasıdır diyebiliriz. Bazı psikologların duygusal zekanın IQ’dan daha önemli olduğunun altını çizdiğini biliniyor; ancak ilgili konu hakkında tam tersi argümanlar ile karşıt görüşte yer alan psikologların varlığı, bu ikili arasında keskin çizgilerle oluşturulmuş bir önem sıralaması yapılmasına engel oluyor. Bu sebeple, tıpkı duygusal zekanın doğuştan gelip gelmediğine yönelik soruda olduğu gibi, bu soruda da net bir yanıt veremiyoruz.

Duygusal Zekanın Bileşenleri Nelerdir?

Araştırmacılar, duygusal zekanın 4 farklı seviyesi olduğunu öne sürüyor ve bu seviyeleri şu şekilde adlandırıp açıklıyor:

  1. Duyguları Algılama: Duyguları anlayabilmenin yolu, onları doğru algılayabilmekten geçiyor. Pek çok durumda bu; vücut dili, jest ve mimikler gibi sözsüz işaretleri anlayabilme sayesinde gerçekleşiyor.
  2. Duygular ile Akıl Yürütme: Bir sonraki adım, duygular ile akıl yürütme. Bu adım, duyguların düşünmeyi ve bilişsel aktiviteleri teşvik etmesi ile ilişkilendiriliyor. Duygular, dikkatimizi nereye/neye vereceğimiz ve ne gibi durumlarda bir tepki ortaya koyacağımızı önceliklendirmede rol alıyor. Bu nedenledir ki dikkati çeken her ne ise bireyler ona karşı duygusal bir yanıt geliştiriyor.
  3. Duyguları Anlamak: Algıladığımız duygular, oldukça çeşitli anlamlar taşıyabilmekte. Eğer biri karşınızda sinir duygusuna kapılmış şekilde davranıyorsa; onun neden sinirli olduğunu ve bu sinirin ne anlama geldiğini yorumlayabiliyor olmalısınız. Örneğin, iş arkadaşınız öfkeli davranışlar sergiliyorsa; iş ile ilgili bir problemin kendisinin canını sıkmış olabileceğini ya da özel yaşantısındaki sorunların iş yerine taşınmış olabileceğini düşünebilmeniz, iş arkadaşınızın öfkesine yorum getirebiliyor olmanız gerek.
  4. Duyguları Yönetmek: Duyguları yönetebilme yetisi, duygusal zekanın en önemli parçasıdır ve duygusal zekanın en üst seviyede oluşuna işaret eder. Duyguları düzenlemek ve hem kendi duygularınıza hem de etrafınızdaki bireylerin duygularına düzgün şekilde yanıt verebilmek, duyguları yönetmenin kilit noktalarıdır.

Duygusal zekanın bileşenlerini oluşturan bu 4 parça, duygusal zekanın düşük seviyede olduğu temel süreçler ve daha yüksek seviyelerde olduğu gelişmiş süreçler ile karmaşıklığa göre düzenlenmiştir. Örneğin, en düşük seviyeler duyguları algılamayı ve ifade etmeyi içerirken, daha yüksek seviyeler daha fazla bilinçli katılım gerektirir ve duyguları düzenlemeyi içerir.

Duygusal Zekanın Gelişmişliğine İşaret Eden Belirtiler Nelerdir?

Duygusal zekanın gelişmişliğini gösteren çeşitli belirtiler mevcuttur. Aşağıda sıralayacağımız belirtiler, uzmanlar tarafından duygusal zekanın gelişmişliğine karar vermede kanıt niteliğinde kullanılan temel belirtilerdir:

  1. Özgüven ve kendini kabul etme
  2. Bireyin güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olması
  3. Çevredeki bireylerin ne hissettiğini tanımlama ve betimleme yetisi
  4. Hatalara takılı kalmama, hatalardan kurtulabilme
  5. Zorlu durumlarda duyguları yönetebilme
  6. Hataların sorumluluğunu üstlenme
  7. Çevredeki bireylerin duygularına yönelik hassasiyet gösterme
  8. Empati yeteneği ve çevredeki bireylere yönelik yeri geldiğinde endişe duyabilme
  9. Güçlü merak duygusu (Özellikle çevredeki bireylere karşı)
  10. Değişimi kabul etme ve benimseme yetisi

Duygusal Zeka Nasıl Ölçülür?

Duygusal zeka seviyesini ölçümleyebilmek için pek çok farklı ölçüm yöntemi geliştirilmiştir. Test usulü uygulamalardan oluşan bu yöntemler genellikle 2 tiptedir:

  • Öz Bildirim Testleri: Öz bildirim testleri en çok başvurulan duygusal zeka ölçümleme yöntemlerinin başında gelir; çünkü bu testleri uygulamak ve puanlamak fazlasıyla basittir. Öz bildirim testlerinde teste tabi tutulan kişi, kendi davranışlarını puanlayarak çeşitli sorulara ve ifadelere cevap verir. Örnek vermek gerekirse, teste tabi tutulan kişiye ‘‘Çoğunlukla başkalarının nasıl hissettiğini anladığımı hissederim.’’ şeklinde bir ifade sunulur. Kişi; bu ifadeye kesinlikle katılmıyorum, katılmıyorum, ne katılıyorum ne katılmıyorum, katılıyorum, kesinlikle katılıyorum gibi derecelendirilmiş cevaplardan kendisine en uygun olanı seçer. Tüm cevaplar alındıktan sonra, ortaya çıkan final sonuca göre bir değerlendirme hazırlanır.
  • Yetenek Testleri: Yetenek testleri ise, insanların durumlara tepki vermesini ve ardından becerilerini değerlendirmesini içerir. Yetenek testleri genellikle bireylerin yeteneklerini sergilemesini gerektirir. Sergilenen yetenekler, 3. kişiler tarafından puanlanır.

Şayet bir uzman tarafından teste tabi tutuluyorsanız, uzmanların sıkça başvurduğu 2 test tipi şunlardır:

  • Mayer-Salovey-Caruso Duygusal Zeka Testi (MSCEIT): Bu test, Mayer ve Salovey’nin EI modelinin dört dalını ölçen yetenek tabanlı bir testtir. Teste girenler; duyguları algılama, tanımlama, anlama ve yönetme yeteneklerini değerlendirmek üzere hazırlanmış görevleri yerine getirerek duygusal zeka seviyelerinin ölçümlenmesine zemin hazırlar.
  • Duygusal ve Sosyal Yeterlilik Envanteri (ESCI): Bu test, Öz Değerlendirme Anketi olarak bilinen daha eski bir yönteme dayanır. Bu testte, teste tabi tutulan kişiyi tanıyanların; o kişinin duygusal yeterlilik yeteneğini değerlendirmesi beklenir. Duygusal ve Sosyal Yeterlilik Envanteri, özellikle sosyal ve duygusal yetenekleri değerlendirmek için tasarlanmıştır ve temelinde yatan amaç, güçlü lider potansiyeli olan bireyleri ayırt edebilmeyi anlamaktır.

Önemli Not: Bilindiği üzere, yukarıda sayılan resmi yöntemlerin yanı sıra; internet ortamında kolaylıkla erişilebilen gayri resmi pek çok test içeriği de bulunmaktadır. Bu içerikler ücretsiz, kolay erişilebilir olmalarıyla kişilere cazip gelmektedir. Bu testleri çözmek ve duygusal zekanıza dair fikir sahibi olmak gibi bir düşünceniz var ise, bu testlerden elde edeceğiniz sonuçların kesin sonuçlar olmayacağını; güvenilir bir sonuç için daima uzmanlara başvurmanız gerektiğini hatırlatmak isteriz. hatırlatmak isteriz.

Duygusal Zekanın Etkisi Nedir?

Sosyal ve duygusal zekayı öğretme ve öğrenmeye yönelik ilginin, son yıllarda bariz şekilde arttığı görülüyor. Orijinal adı ile Social and Emotional Learning (SEL) programları, yurt dışında okullarda müfredatın bir parçası haline gelmiş durumda. Bu programların okul müfredatına girmesindeki tek amaç sağlığı ve refahı artırmak değil elbette. Bu programların, öğrencilerin akademik açıdan başarılı olması ve olası zorbalık vakalarının önlenmesi gibi hassas noktalarda devreye girerek eğitim-öğretim dönemlerinin yardımcı kuvveti olması da amaçlanıyor:

  1. Tepki Vermeden Evvel Düşünmek: Duygusal yönden güçlü bireyler, duyguların güçlü; ancak geçici olduğunu bilir. İş arkadaşına kızmak gibi ciddi denebilecek bir duygusal olay meydana geldiğinde; iş arkadaşına yanıt vermeden önce beklemek; duygusal zekası yüksek bir cevap olacaktır.
  2. Daha Fazla Öz Farkındalık: Duygusal zekası gelişmiş kimseler yalnızca başkalarının nasıl hissedebileceğini düşünmekte değil, aynı zamanda kendi duygularını anlamada da ustadır. Öz farkındalık, bireylerin; duygularına hizmet eden farklı faktörleri göz önüne alabilmesine izin verir.
  3. Empati Kurabilmek: Duygusal zekanın büyük bir kısmı da başkarının nasıl hissedebileceğini düşünebilmek ve onlarla empati kurabilmektir. Adından da anlaşıldığı üzere, yaklaşımınızı karşınızdaki kişinin yerine kendinizi koyarak geliştirmeniz duygusal zekanızın üst seviyelerde olabileceğinin göstergesidir.

Duygusal zekası güçlü olan bireyler; çevresindeki diğer bireylerin perspektiflerini, deneyimlerini, duygularını görebilir ve sahip oldukları bu bilgiyi insanların davranışlarının neden mevcuttaki halini böylece açıklayabilir.

Duygusal Zekanızı Nasıl Kullanmalısınız?

Duygusal zekayı gündelik yaşamda çeşitli şekillerde kullanmak mümkündür. Duygusal zekanızı nasıl pratiğe dökebileceğinizi merak ediyorsanız, aşağıdaki maddeleri inceleyebilir ve bu maddelerde bahsi geçen aksiyonları alabilirsiniz:

  1. Başkalarına karşı yargılayıcı olmamak
  2. Yaptığınız herhangi bir şeyi neden yaptığınızın farkında olmak
  3. Çok iyi dinleme yetisine sahip olmak
  4. Empati kurabilmek
  5. Eleştiri ve sorumluluk kabul edebiliyor olmak
  6. Gerektiğinde ‘‘Hayır’’ diyebilmek
  7. Bir hata yaptıktan sonra o hataya takılı kalmadan devam etmeyi başarabilmek
  8. Duygularını başkalarıyla paylaşabilmek
  9. Problemleri herkese uygun olacak şekilde çözebilmek

Duygusal Zeka Geliştirilebilir Mi?

Duygusal zeka, karşınızdaki ile iyi bir iletişim ve ilişki kurabilmeniz için elzemdir. Bazı uzmanlar, daha önce de bahsettiğimiz gibi, bu hususta duygusal zekanın IQ’dan daha önemli olduğuna inanıyor. Duygusal zekanın önemi bu kadar çok vurgulanınca, doğal olarak içinizde onu olduğundan daha üst bir seviyeye taşıma isteği doğmuş olabilir. Kimi insanların duygusal yetenekleri doğuştan gelmektedir tabii; ancak iyi haber! Elde edilen bazı bulgular, sosyal ve duygusal zekanın bireysel çaba ile sonradan geliştirilebileceğine işaret ediyor. 2019’da yurt dışında gerçekleştirilen randomize kontrollü çalışmada, duygusal zeka egzersizlerinin iş yerlerindeki duygusal yetileri geliştirebildiği görülmüş.

Şimdi sıralayacağımız tavsiyelerin duygusal zekanızı geliştirme yolculuğunuzda size yardımcı olacağına inanıyoruz:

  • Dinleyin: Diğer insanların nasıl hissettiğini anlamak istiyorsanız, dikkatinizi vermek birinci adımdır. Etrafınızdakilerin gerek sözlü gerek sözsüz şekilde size ne söylemek istediğini dinlemeye vakit ayırın. Unutmayın, biri belli bir duyguya kapılmışsa; bu duyguya kapılmasına zemin hazırlayan birbirinden farklı faktörler bulunuyor olabilir.
  • Empati Kurun: Duyguları anlamak kritik bir önem taşır; fakat birinin bakış açısını anlayabilmek için empati kurmak ve olaylara onun gözünden bakmak gerekir. Empati kurmaya özen göstererek uzun vadede hem belirli durumlara yönelik duygusal anlayışınızı hem de duygusal zekanızı geliştirebilirsiniz.
  • Düşünün: Duygularla akıl yürütme yeteneği, duygusal zekanın olmazsa olmaz bir parçasıdır. Duygularınızın kararlarınızı ve davranışlarınızı nasıl etkilediğini düşünün. Diğer insanların tepkilerini düşündüğünüzde duyguların oynadığı rolü değerlendirin. Bu insan neden bu şekilde hissediyor? Bu şekilde hissetmesine neden olacak görünmez faktörler var mı? Sizin duygularınız onun duygularından ne noktada ayrışıyor? Bu soruları sorup cevapların peşine düşmek insanların düşünce ve davranış biçimlerinde duygunun üstlendiği rolü anlamanıza katkı sağlayacaktır.

Duygusal Zekanın Düşük Olmasının Dezavantajları Nelerdir?

Düşük duygusal zekaya sahip olmak, iş, ilişkiler vb. hayatın birçok alanında potansiyel dezavantaj yaratabilir. Duygusal yetenekleri düşük olan kimselerin daha çok tartışmaya girdiği, düşük kalitede ilişkiler yürüttüğü ve daha az duygusal baş etme yeteneğine sahip olduğu bilinmektedir.

Duygusal Zekanın Fazla Yüksek Olması Dezavantaj Yaratır Mı?

Şaşırtıcı ama evet. Duygusal zekanın da fazlası zarar diyebiliriz. Örneğin, bir araştırmanın yüksek duygusal zekanın yaratıcılığı ve yenilikçiliği olumsuz yönde etkilediğine dair bulguları mevcut. Aynı şekilde bir başka araştırma, duygusal zekası yüksek kimselerin bu yeteneği manipülasyon ve aldatıcı amaçlara hizmet etmek üzere kullanabileceğini gösteriyor.

Bunun yanı sıra, yine duygusal zekası yüksek bireylerin; olumsuz geri bildirimler vermede zorlandığı fark ediliyor. Buna sebep olarak da bu bireylerin olumsuz geri bildirimlerle karşısındaki kişileri inciteceğine dair korkuya kapıldığı veriliyor.




200'den fazla uzman psikolog arasından sana en uygun psikolog ile istediğin yerden 7-24 online terapiye başlamak için hemen uygulamayı indir!