İlişkiler

Çocukluk Travmaları Yetişkinlikte İlişkilerimizi Nasıl Etkiler?

T
Terappin Uzman Onaylı · 31.10.2026
31 Ekim 2026 tarihinde yayınlandı. 31 Ekim 2026 tarihinde güncellendi. · 8 dk okuma
Bilun Çilesiz, Uzman Klinik Psikolog tarafından incelenmiştir · 31.10.2026
Çocukluk Travmaları Yetişkinlikte İlişkilerimizi Nasıl Etkiler?
Paylaş X LinkedIn Facebook WhatsApp
Öne Çıkanlar
  • Çocukluktaki travmatik deneyimler güven, yakınlık, sınırlar ve duygu düzenleme üzerinde iz bırakabilir.
  • Güven problemleri ya da terk edilme korkusu yalnızca çocukluk travmalarından kaynaklanmaz.
  • Bağlanma stilleri tanı değildir ve sabit kişilik özellikleri gibi değerlendirilmemelidir.
  • Tekrarlayan ilişki kalıpları fark edilebilir ve üzerinde çalışılabilir.
  • Sağlıklı ilişkisel deneyimler, psikolojik destek ve yeni iletişim becerileri değişimi destekleyebilir.

Kısa Cevap

Çocuklukta yaşanan travmatik deneyimler yetişkin ilişkilerinde güven kurma, yakınlaşma, sınır belirleme veya çatışma sırasında duyguları yönetme biçimini etkileyebilir. Etki herkeste aynı değildir. Geçmiş deneyimler bazı hassasiyetleri artırabilir fakat yetişkinlikteki ilişki kalıpları değişebilir. Güvenli ilişkiler, farkındalık, sağlıklı iletişim ve uygun psikolojik destek yeni tepkiler geliştirmenize yardımcı olabilir.

Çocukluk travmaları, ilişkiler üzerinde güven, yakınlık, sınır koyma ve çatışma yönetimi gibi alanlarda etkili olabilir. Özellikle ihmal, istismar, sürekli tehdit altında hissetme ya da bakım veren kişinin öngörülemez tutumu ilişkisel beklentileri şekillendirebilir. Ancak yetişkinlikte yaşadığınız her güçlüğü çocukluk dönemine bağlamak doğru değildir. Bugünkü ilişkinizin koşulları, önceki deneyimleriniz, mizacınız, stres düzeyiniz ve iletişim alışkanlıklarınız da tabloyu etkiler.

Travma kavramını günlük dildeki geniş kullanımından ayırmak gerekir. Üzücü, zorlayıcı veya hayal kırıklığı yaratan her çocukluk yaşantısı psikolojik travma değildir. Deneyimin niteliği kadar kişide bıraktığı etki de önem taşır. Çocukluk travmaları yetişkinlik dönemini etkileyebilir fakat gelecekte nasıl ilişki kuracağınızı tek başına belirlemez.

Çocukluk Travmaları Yetişkinlikte İlişkileri Etkiler mi?

Çocukluk dönemi, yakın ilişkiler hakkında ilk beklentilerin oluştuğu gelişim evrelerinden biridir. Bakım veren kişinin tutarlı, erişilebilir ve güvenli tutumu çocuğun ihtiyaçlarını ifade edebilmesini destekler. Sürekli ihmal, korkutucu davranışlar, fiziksel ya da duygusal istismar ise güvenlik algısını zorlayabilir. Çocuk, yakınlığın her zaman rahatlatıcı olmadığını öğrenebilir.

Bu deneyimlerin yetişkinlikteki yansıması kişiden kişiye değişir. Bazı kişiler partnerin davranışlarına karşı aşırı tetikte olabilir. Bazıları reddedilme ihtimalini olduğundan büyük algılayabilir. Başka kişiler yakınlık arttığında mesafe koyabilir. Hiçbiri çocukluk öyküsünden otomatik olarak çıkarılamaz.

Çocukluk travması ilişki sorunlarının tek açıklaması değildir. Mevcut ilişkideki uyumsuzluk, sınır ihlalleri, güvensizlik yaratan davranışlar veya yoğun yaşam stresi de sorun çıkarabilir. Bu nedenle geçmişiniz kadar bugünkü ilişkinin gerçek koşullarına da bakmanız gerekir. Aksi hâlde güncel bir problemi yalnızca çocukluk deneyimlerinize bağlama riski doğar.

Travmatik deneyim yaşamak, travma sonrası stres bozukluğu geliştirmekle aynı şey değildir. Kimi kişiler uzun süreli belirtiler yaşayabilirken kimileri yaşamını belirgin güçlük olmadan sürdürebilir. Travma ve TSSB arasındaki farkı bilmek, deneyimleri gereksiz biçimde etiketlemeden anlamayı kolaylaştırabilir.

Bir çocuğun istismara ya da ihmale uğradığından şüpheleniyorsanız 112’yi arayabilir ya da ALO 183 Sosyal Destek Hattı’na başvurabilirsiniz.

Bilimsel Bilgi Notu

Olumsuz çocukluk deneyimleri, ilerleyen yıllarda ruhsal iyilik hâli ve ilişkiler üzerinde etkili olabilecek risk etkenleri arasında yer alabilir. Ancak bu deneyimler tek başına yetişkinlikte nasıl ilişki kurulacağını belirlemez. Destekleyici ilişkiler ve güvenli çevre koşulları, kişilerin deneyimlere verdiği tepkilerde önemli rol oynayabilir.

Çocukluk Deneyimleri Güven Duygusunu Nasıl Şekillendirebilir?

Çocukluk deneyimleri güven duygusunu nasıl şekillendirebilir?

Güven duygusu, yakın olduğunuz kişinin ihtiyaç anında nasıl karşılık vereceğine ilişkin beklentilerinizle bağlantılıdır. Çocuklukta bakım veren kişiler tutarsız davranıyorsa çocuk ne zaman destek göreceğini kestirmekte zorlanabilir. Duygusal ihtiyaçların sık sık küçümsenmesi de başkalarına açılmayı zorlaştırabilir. Yakınlık zamanla rahatlatıcı olmaktan çok belirsizlik taşıyan bir deneyim hâline gelebilir.

Yetişkinlikte bu hassasiyet farklı tepkiler doğurabilir. Partnerinizden sık güvence istemek, küçük davranış değişikliklerini tehdit gibi yorumlamak veya karşı tarafın niyetini sürekli sorgulamak bunlardan bazılarıdır. Bazı kişiler ise tam tersine duygusal mesafe koyarak korunmaya çalışır. Her iki tepki de tek başına geçmiş travmanın kanıtı değildir.

Güven problemleri önceki yetişkin ilişkilerinden de kaynaklanabilir. Aldatılma, ani ayrılık, manipülasyon, tekrarlayan yalanlar veya sınır ihlalleri güven duygusunu zedeleyebilir. Partneriniz gerçekten tutarsız davranıyorsa yaşadığınız güvensizliği yalnızca kendi geçmişinizle açıklamak sağlıklı olmaz. Mevcut koşulları gerçekçi biçimde değerlendirmek gerekir.

Bu nedenle ilişki problemleri ele alınırken kişisel geçmiş ile bugünkü etkileşim birlikte düşünülmelidir. “Sorun bende mi?” sorusu çoğu zaman tabloyu gereğinden fazla basitleştirir. Daha yararlı soru, yaşadığınız tepkinin hangi koşullarda ortaya çıktığı olabilir. Böylece geçmiş hassasiyetlerle güncel sorunları birbirinden ayırmanız kolaylaşır.

Bağlanma Örüntüleri İlişkilerde Nasıl Görünebilir?

Bağlanma stilleri, yakınlık ve ayrılık karşısındaki genel eğilimleri açıklamak için kullanılan psikolojik çerçevelerdir. Güvenli, kaygılı veya kaçınmacı gibi terimlerle karşılaşabilirsiniz. Bu kavramlar psikiyatrik tanı değildir. Sizi değişmez biçimde tanımlayan kişilik etiketleri olarak kullanılmaları da doğru değildir.

Kaygılı bağlanma eğiliminde partnerin uzaklaşması güçlü endişe doğurabilir. Mesajın geç yanıtlanması, plan değişikliği veya yalnız kalma isteği reddedilme gibi algılanabilir. Kişi ilişkinin devam ettiğinden emin olmak için sık güvence isteyebilir. Bu tepki her durumda travmaya işaret etmez.

Kaçınmacı eğilimlerde yoğun yakınlık rahatsızlık yaratabilir. Kişi ihtiyaçlarını paylaşmaktan kaçınabilir, tartışma sırasında geri çekilebilir veya başkalarına ihtiyaç duymanın riskli olduğunu düşünebilir. Burada da kesin sınıflar yoktur. Aynı kişi farklı ilişkilerde farklı tepkiler gösterebilir.

Bağlanma güvenliği yaşam boyunca değişebilir. Güvenilir sosyal bağlar, destekleyici partner deneyimleri, yaşam olayları ve kişinin kendi tepkilerini fark etmesi bu süreci etkileyebilir. Bu nedenle “Ben kaygılı bağlanıyorum, hep böyle kalacağım” düşüncesi gereğinden kesin olur. Bağlanma örüntülerini kendinizi anlamaya yarayan esnek çerçeveler olarak görmek daha uygun olabilir.

Uzman Notu

Kendinize bağlanma etiketi koymak yerine tekrarlayan tepkilerinizi gözlemleyebilirsiniz. Yakınlık arttığında ne hissediyorsunuz? Tartışma sırasında konuşmayı sürdürmek mi, uzaklaşmak mı istiyorsunuz? Partnerinizin mesafe koyması sizde hangi düşünceleri uyandırıyor? Bu sorular sabit kategori aramaktan çok mevcut ilişki dinamiğini anlamanıza yardımcı olabilir.

Terk Edilme Korkusu ve Yakınlıktan Kaçınma Nasıl Gelişebilir?

Terk edilme korkusu ve yakınlıktan kaçınma nasıl gelişebilir?

Terk edilme korkusu, sevilen kişinin uzaklaşacağı, ilişkiyi bitireceği veya ihtiyaç anında ulaşılmaz olacağı düşüncesine karşı yoğun hassasiyet şeklinde görülebilir. Erken dönemde yaşanan kayıplar, tutarsız bakım, ihmal ya da duygusal erişilemezlik bu hassasiyetle ilişkili olabilir. Ancak aynı korkunun yetişkinlikteki kayıplardan sonra gelişmesi de mümkündür.

Bu korku bazen sürekli güvence isteme şeklinde ortaya çıkar. Küçük tartışmalar ayrılık işareti gibi algılanabilir. Kişi partnerini kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarını geri plana atabilir. Bazı durumlarda kıskançlık, yoğun kontrol ihtiyacı veya sık sık ilişkinin durumunu sorgulama görülebilir.

Yakınlıktan kaçınma ise farklı görünen koruyucu bir tepki olabilir. Duygusal bağ güçlendikçe geri çekilmek, sorunları paylaşmamak ya da ihtiyaçları saklamak bu örüntünün parçaları arasında yer alabilir. Kişi yakınlaşmayı incinme ihtimaliyle eşleştirebilir. Böyle durumlarda mesafe, kısa vadede güvenli hissettirebilir.

Terk edilme korkusu veya yakınlıktan kaçınma gördüğünüzde doğrudan çocukluk travması olduğu sonucuna varmamak gerekir. Önceki romantik ilişkiler, kayıp deneyimleri, mevcut partnerin davranışları ve kişilik özellikleri de etkili olabilir. Tek bir belirti geçmişe ilişkin kesin sonuç vermez. Anlamlı olan, tepkinin hangi durumlarda güçlendiğini fark etmektir.

Çatışma ve Duygu Düzenleme Çocukluk Deneyimlerinden Etkilenebilir mi?

Duygu düzenleme, öfke, korku, üzüntü ya da kaygıyı bastırmak anlamına gelmez. Duyguyu fark etmek, yoğunluğunu yönetmek ve tepkinizi koşullara uygun biçimde yönlendirmek bu becerinin temel parçalarıdır. Çocuklukta çevrenizdeki yetişkinlerin duygulara verdiği tepkiler bu becerinin gelişimini etkileyebilir.

Duygular sürekli küçümseniyorsa çocuk hissettiklerine güvenmekte zorlanabilir. Öfke ya da üzüntü cezalandırılıyorsa duyguları saklamak güvenli gelebilir. Tehdit içeren ortamlarda ise küçük işaretlere karşı yüksek hassasiyet gelişebilir. Bu tepkiler o dönemde korunmaya yardımcı olmuş olabilir.

Yetişkinlikte tartışma sırasında hızla öfkelenmek, yoğun kaygı yaşamak, donakalmak veya konuşmayı kesmek benzer süreçlerle bağlantılı olabilir. Bazı kişiler çatışmayı ilişki için doğrudan tehdit gibi algılar. Bazıları ise yoğun duygudan uzaklaşmak için iletişimi tamamen kapatır. Bu tepkilerin kökeni kişiden kişiye değişebilir.

Geçmişinizi anlamanız bugünkü davranışların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Tam tersine hangi noktada seçim yapabileceğinizi görmenize yardımcı olabilir. Tartışma sırasında kısa bir ara istemek, bedensel gerginliği fark etmek ve ihtiyacınızı açıkça söylemek öğrenilebilir becerilerdir. Zaman içinde daha işlevsel tepkiler geliştirmek mümkündür.

Geçmiş Deneyimler İlişki Kalıplarını Değişmez Hâle Getirir mi?

İlişki kalıpları zaman zaman tekrar edebilir. Benzer çatışmaların içine girdiğinizi, aynı noktada geri çekildiğinizi veya belirli davranışlara aşırı hassasiyet gösterdiğinizi fark edebilirsiniz. Bu tekrarların geçmiş deneyimlerle bağlantısı olabilir. Yine de tekrar eden örüntü değişmez bir kader anlamına gelmez.

İnsanlar yeni ilişkisel deneyimlerle kendileri, başkaları ve yakınlık hakkında yeni beklentiler geliştirebilir. Güvenilir arkadaşlıklar, tutarlı partner ilişkileri ve sağlıklı sınırlar bu süreci destekleyebilir. Kişinin kendi otomatik tepkilerini fark etmesi de önemlidir. Değişim çoğu zaman küçük fakat tekrarlanan deneyimlerle gelişir.

Geçmişten gelen beklentiler bazen bugünkü durumu olduğundan tehdit edici gösterebilir. Partnerinizin kısa süre yalnız kalmak istemesini terk edilme işareti olarak yorumlayabilirsiniz. Benzer biçimde, tartışmayı çözmeye yönelik yaklaşımı eleştiri gibi algılayabilirsiniz. Bu anlarda “Şu anda gerçekten ne oluyor?” sorusu geçmişle bugünü ayırmaya yardımcı olabilir.

Amaç çocukluk deneyimlerini unutmak değildir. Yaşananların etkisini küçümsemek de gerekmez. Asıl hedef, geçmişin bugünkü tepkileri nasıl etkileyebildiğini fark etmektir. Böylece otomatik davranışlar yerine daha bilinçli seçimler yapmanız mümkün hâle gelir.

Yanlış Bilinenler

  • “Çocuklukta yaşanan her zor olay travmadır.” Her üzücü veya stresli deneyim psikolojik travma değildir. Olayın niteliği, kişinin deneyimi nasıl yaşadığı ve sonrasındaki etkiler birlikte değerlendirilir.
  • “Çocukluk travması yaşayan herkes yetişkinlikte ilişki sorunu yaşar.” Travmatik yaşantılar bazı güçlüklerin olasılığını artırabilir. Ancak aynı geçmişe sahip kişiler yetişkinlikte çok farklı ilişkiler kurabilir.
  • “Bağlanma stilim belli olduysa artık değişmez.” Bağlanma örüntülerinde süreklilik görülebilir fakat değişim mümkündür. Yeni ilişkisel deneyimler güvenlik algısını zaman içinde etkileyebilir.
  • “Terk edilme korkusu varsa çocuklukta mutlaka travma vardır.” Bu korkunun farklı kaynakları olabilir. Yetişkinlikte yaşanan ayrılıklar, kayıplar veya güvensiz ilişkiler de etkili olabilir.
  • “Geçmişimi anlarsam sorunlarım kendiliğinden çözülür.” Farkındalık önemli bir başlangıçtır. Değişim için iletişim, sınır koyma ve duygu düzenleme becerilerini günlük yaşamda uygulamak gerekir.

Daha Güvenli İlişki Örüntüleri Geliştirilebilir mi?

Geçmişiniz bugünkü ilişkilerinizi etkileyebilir fakat gelecekteki ilişkilerinizi belirlemek zorunda değildir. Güvenli ilişki deneyimleri, kişinin yakınlık hakkındaki beklentilerini zaman içinde dönüştürebilir. Değişim genellikle tek seferlik farkındalıktan çok tekrarlanan deneyimlerle güçlenir. Kendinizi gözlemlemek bu sürecin önemli parçalarından biridir.

Hangi durumlarda yoğun kaygı yaşadığınızı fark edebilirsiniz. Ne zaman geri çekildiğinizi, hangi davranışları reddedilme gibi yorumladığınızı not edebilirsiniz. Ardından tepkinizin bugünkü koşullarla ne kadar uyumlu olduğunu değerlendirebilirsiniz. Bu yaklaşım, geçmişte işe yarayan koruyucu tepkilerin bugün gerekli olup olmadığını anlamayı kolaylaştırır.

İhtiyaçları açık ifade etmek güvenli ilişki kurmayı destekler. Partnerinizin ne düşündüğünü tahmin etmek yerine kendi duygunuzu ve beklentinizi net biçimde söyleyebilirsiniz. Sınır koymak ve karşı tarafın sınırına saygı göstermek de aynı derecede önemlidir. Çatışmadan sonra ilişkiyi onarabilmek güven duygusunu güçlendirebilir.

Tekrarlayan sorunlar iki partneri de etkiliyorsa çift terapisi ilişki içindeki etkileşim örüntülerini ele almak için kullanılabilir. Geçmiş yaşantıların bugünkü duygu, düşünce veya tepkileriniz üzerindeki etkisini kişisel olarak çalışmak istiyorsanız bireysel terapi değerlendirilebilir. Hangi yaklaşımın uygun olduğu ihtiyaçlarınıza göre değişir.

İlişkide şiddet, tehdit, zorlama veya ciddi kontrol varsa konu yalnızca bir iletişim sorunu değildir. Böyle durumlarda öncelik güvenliğinizi korumaktır. Çift olarak aynı ortamda çalışmak her durumda uygun olmayabilir. Acil güvenlik riski varsa önceliğiniz güvenli bir alana geçmek olmalıdır. Şiddet ya da tehdit altındaysanız 112’yi arayın; ALO 183 hattından da destek alabilirsiniz.

Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalı?

Aşağıdaki durumlarda bir uzmandan destek almayı düşünebilirsiniz:

  • Terk edilme korkusu yakın ilişkilerinizde sık sık yoğun kaygıya yol açıyorsa.
  • Partnerinize güvenmekte zorlanıyor ve sürekli güvence arıyorsanız.
  • Yakınlık arttığında güçlü biçimde geri çekiliyorsanız.
  • Tartışmalarda öfke, panik, donakalma veya kaçınma tepkilerini yönetmekte zorlanıyorsanız.
  • Benzer ilişki kalıpları tekrar ediyor ve değişiklik yapmakta güçlük çekiyorsanız.
  • Geçmiş yaşantılarla bağlantılı anılar günlük işlevselliğinizi etkiliyorsa.
  • İlişkileriniz yoğun suçluluk, utanç ya da çaresizlik duygularını sık sık tetikliyorsa.

Bir uzman psikolog ile çalışmanın amacı size travma ya da bağlanma etiketi koymak değildir. Süreçte geçmişiniz, mevcut yaşam koşullarınız, ilişki dinamikleriniz ve ihtiyaçlarınız birlikte ele alınabilir. Yaşadığınız güçlükleri anlamlandırmak ve yeni baş etme yolları geliştirmek için alan açılabilir. Değişim hızı kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalı?

  • Terk edilme korkusu yakın ilişkilerinizde sık sık yoğun kaygıya yol açıyorsa bir uzmanla görüşmeyi düşünebilirsiniz.
  • Partnerinize güvenmekte zorlanıyor, sürekli güvence arıyor ya da yakınlık arttığında güçlü biçimde geri çekiliyorsanız psikolojik destek almayı düşünebilirsiniz.
  • Tartışmalarda öfke, panik, donakalma veya kaçınma tepkilerini yönetmekte zorlanıyor ya da benzer ilişki kalıplarının tekrar ettiğini fark ediyorsanız profesyonel destek almayı düşünebilirsiniz.
  • Geçmiş yaşantılarla bağlantılı anılar günlük işlevselliğinizi etkiliyor ya da ilişkileriniz yoğun suçluluk, utanç veya çaresizlik duygularını sık sık tetikliyorsa bir uzmandan destek almayı düşünebilirsiniz.
  • Şiddet ya da tehdit altındaysanız 112’yi arayın; ALO 183 hattından da destek alabilirsiniz.
Desteğe ihtiyacın olduğunu mu düşünüyorsun?
Sana uygun uzmanı birlikte bulalım. İlk adımı bugün at.
Online Psikologlarla Görüş →

Bu Konuda Destek Alabileceğin Uzmanlar

Bu yazıyı inceledi Bilun Çilesiz
Uzman Klinik Psikolog
★ 4.9 · 3 yorum
Bedenselleştirme-Somatizasyon
Randevu Al
Sena Nur Balcı
Uzman Klinik Psikolog
★ 4.9 · 22 yorum
İlişki Sorunları
Randevu Al
Adem Çalıkkılıç
Uzman Klinik Psikolog
★ 5.0 · 440 yorum
İlişki Sorunları
Randevu Al
Tüm İlişki Sorunları uzmanlarını gör →

Özetle

Çocukluk deneyimleri yetişkinlikte güven, yakınlık, çatışma yönetimi ve duygu düzenleme gibi alanları etkileyebilir.

Çocukluk travmaları yetişkinlikteki her ilişki sorununu açıklamaz; güncel koşullar, partner davranışları, önceki ilişkiler ve kişilik özellikleri de önem taşır.

Geçmişi tek neden olarak görmek, mevcut ilişkiyi doğru değerlendirmeyi zorlaştırabilir.

Geçmişin bugünkü tepkiler üzerindeki etkisini fark etmek, kendinizi suçlamak anlamına gelmez.

Çocuklukta yaşananlar gelecekte nasıl ilişki kuracağınızı kesinleştirmez; ihtiyaç duyduğunuzda profesyonel destek almak süreci daha anlaşılır hâle getirebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocukluk travmaları bazı kişilerde güven kurma, yakınlık geliştirme, sınır koyma veya çatışma sırasında duyguları yönetme biçimini etkileyebilir. Etkinin türü ve yoğunluğu kişiden kişiye değişir; travmatik deneyim yaşamak, yetişkinlikte mutlaka sağlıksız ilişkiler kurulacağı anlamına gelmez. Sonraki yaşam deneyimleri, sosyal destek ve mevcut ilişkinin niteliği de önem taşır.
Çocuklukta ihmal, istismar veya öngörülemez bakım deneyimleri yetişkinlikte güven güçlükleriyle bağlantılı olabilir. Ancak güven problemleri yalnızca çocukluk travmalarından kaynaklanmaz; yetişkinlikte yaşanan aldatılma, kayıp, tutarsız ilişkiler ya da sınır ihlalleri de güven duygusunu etkileyebilir. Bu nedenle geçmişle mevcut koşulları birlikte değerlendirmek gerekir.
Terk edilme korkusu erken dönem ayrılık, kayıp, ihmal veya tutarsız bakım deneyimleriyle bağlantılı olabilir. Fakat kaynağın mutlaka çocukluk olduğunu söylemek mümkün değildir; yetişkinlikteki kayıplar, önceki romantik ilişkiler veya mevcut ilişkideki güvensizlik de benzer korkuları besleyebilir. Tek bir belirti üzerinden geçmişe dair kesin sonuç çıkarılamaz.
Bağlanma stilleri yaşam boyunca tamamen sabit kalmak zorunda değildir. Yeni ilişkiler, güvenilir sosyal bağlar, önemli yaşam olayları ve kişinin kendi tepkilerini fark etmesi bağlanma güvenliğini etkileyebilir. Kişi farklı ilişkilerde farklı eğilimler gösterebileceği için bağlanma kavramlarını değişmez kişilik özellikleri olarak görmek doğru olmaz.
Geçmiş travmalar mevcut ilişkiyi etkilediği ölçüde terapi sürecinde ele alınabilir. Çift terapisi ilişki içindeki etkileşim örüntülerine odaklanırken kişisel travma belirtileri için bazı durumlarda bireysel çalışma da gerekebilir. Uygun yaklaşım yaşanan güçlüğe, güvenlik koşullarına ve uzmanın değerlendirmesine göre belirlenir.
About Adverse Childhood Experiences , CDC — www.cdc.gov
Childhood Emotional Maltreatment and Couple Functioning Among Women Across Transition to Parenthood: A Process Model , Journal of Family Psychology — pmc.ncbi.nlm.nih.gov
Partner Effects of Childhood Maltreatment: A Systematic Review and Meta-Analysis , Trauma, Violence & Abuse — pmc.ncbi.nlm.nih.gov
Multiple Dimensions of Childhood Abuse and Neglect Prospectively Predict Poorer Adult Romantic Functioning , Personality and Social Psychology Bulletin — pmc.ncbi.nlm.nih.gov
The Ebbs and Flows of Attachment: Within-Person Variation in Attachment Undermine Secure Individuals’ Relationship Wellbeing across Time , Journal of Personality and Social Psychology — pmc.ncbi.nlm.nih.gov
Cumulative Childhood Trauma and Relationship Distress: The Intermediary Role of Emotion Regulation Among Couples Seeking Relationship Psychotherapy , Journal of Marital and Family Therapy — pmc.ncbi.nlm.nih.gov
Footprints from childhood: intra- versus extra-familial childhood maltreatment and attachment to romantic partners in adulthood , BMC Psychology — pmc.ncbi.nlm.nih.gov
Bilgilendirme: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve tanı veya tedavi önerisi niteliği taşımaz. Yaşadığınız belirtiler günlük yaşamınızı etkiliyorsa, bir ruh sağlığı uzmanından destek almanız önerilir.
Kendin için doğru uzmanı bulmaya hazır mısın?

Birkaç kısa soruyla sana en uygun psikoloğu birlikte bulalım.