Korku Nedir, İnsanlar Neden Korkar?

Korku Nedir, İnsanlar Neden Korkar?

Terappin | Online Psikolog

Terappin Blog
28.09.2022 tarihinde oluşturdu.

Korku, genellikle doğal bir tepki olsa da gerçek tehdide karşı geliştirilen aşırı ve orantısız kaygı kişilerin sıkıntı çekmesine neden olabilir.

Korku Nedir, İnsanlar Neden Korkar?

Kendini korkusuz ilan edebilecek biri var mı aramızda? Hadi dürüst olalım! Hepimizin korktuğu birtakım şeyler olabilir. Yaşadığımız bu hissiyat, tehlikelerden korunmamız adına bizi zinde kılar ve hayatta kalmamız için gereklidir. Korku nedir sorusuna cevap arayan bu içerik, aynı zamanda aklında gelebilecek şu sorulardan bahsetmeyi hedefliyor:

Korku Nedir?

Belirtileri Nelerdir?

Nedenleri Nelerdir?

Ebeveynlerin Korkuları Çocuklara Geçebilir Mi?

Nasıl Teşhis Edilir?

Nasıl Tedavi Edilir?

Korku Ne Zaman Fobiye Dönüşür?

Fobinin Duygularına ve Kişiliğine Olan Etkileri Nelerdir?

Yalnız Değilsin: En Çok Karşılaşılan Fobiler

 

Korku Nedir?

Doğal, güçlü ve ilkel bir duygudur. İster fiziksel ister psikolojik olsun, bizi bir tehlike veya zarar tehdidine karşı uyarır. Bazen gerçek bir tehditten kaynaklansa da, kafamızda yarattığımız hayali zorlukların sonucunda oluşma ihtimali de mevcuttur. Korku, genellikle doğal bir tepki olsa da gerçek tehdide karşı geliştirilen aşırı ve orantısız kaygı kişilerde sıkıntıya neden olabilir. Korku, algılanan tehdide karşı iki temel tepkiden oluşur:

Biyokimyasal tepki: Hayatta kalma mekanizmamız, algılanan bir tehlike karşısında vücudumuzda gözlemleyebileceğimiz belirli şekillerde tepki verir. Hızlanan kalp atışı, terleme ve yüksek adrenalin gibi özellikler gösteren bu tepki bizi hayatta kalma içgüdüsü ile tetikte kılar.

Duygusal tepki: Öte yandan gösterilen duygusal reaksiyon kişiye göre farklılık gösterebilir. Korku, beynimizde mutluluk ve heyecan gibi olumlu duyguların sağladığı bazı kimyasal reaksiyonları içerdiğinden, belirli koşullar altında korku hissetmek, bazı kişiler için korku filmi izlemek kadar eğlenceli bir aktivite olarak görülebilir.

Korku nedir sorusu bazı insanlara adrenalin, heyecan kelimelerini çağrıştırır. Bu kişiler adrenalin yaşamayı severler, buna eğilimlidirler. Ekstrem sporlarda, nabızlarını yükselten bu gibi aktivitelerde daha başarılı olurlar. Bazı insanlar için ise durum tersidir, bu duyguya karşı olumsuz düşünceleri vardır ve ne pahasına olursa olsun bu durumdan kaçmak isterler.

Belirtileri Nelerdir?

Korku nedir sorusunu cevaplamaya çalıştık, şimdi ise sıra onu nasıl tanıyacağımıza geldi. İnsanlar bu duyguyu farklı şekillerde deneyimleyebilirler, yaygın şekilde görülen semptomlar ise şu şekildedir:

  • Göğüs ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Hızlı kalp atımı
  • Mide bulantısı
  • Terleme
  • Titreme
  • Ağız kuruluğu

Fiziksel belirtilere ek olarak üzgünlük, bunalma durumu, kontrolü kaybetme veya yaklaşan bir ölüm hissiyatı gibi psikolojik belirtiler göstermemiz de mümkün olabilir. Panik bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, edindiğimiz birtakım fobiler ve travma sonrası stres bozukluğunun belirtisi olarak gösterdiğimiz bir tepki niteliğinde olabilir.

Nedenleri Nelerdir?

Korku nedir sorusunun cevabı oldukça karmaşıktır çünkü bu duygunun tek ve birincil bir nedeni yoktur. Bazıları, tecrübe edilmiş olumsuz deneyimlerden kaynaklanabilirken bazıları ise kontrolü kaybetme kaygısı gibi tamamen başka bir nedenden ötürü yaşanabilir. Bunun bir nedeninde ise baş dönmesi ve mide bulantısı gibi fiziksel semptomların hissedilmesi yatıyor olabilir.

Bazı yaygın tetikleyiciler şunlar olabilir:

  • Belirli belirli nesneler veya durumlar (örümcekler, yılanlar, yükseklikler, uçak vb.)
  • Gelecek olaylar
  • Kafamızda kurduğumuz hayali olaylar
  • Gerçekçi çevresel tehlikeler
  • Bilinmezlik

Fobiye neden olabilecek faktörlerden biri de kültürel nedenlere dayanabilir. Dünya’da sıkça örneğini göremediğimiz başkalarını gücendirme, zarar verme korkusu neredeyse sadece Japonya’da görülür. Bu, kişinin kendinde yaşadığı utanma ve küçük düşme riskinden bariz şekilde ayrılır.

Ebeveynlerin Korkuları Çocuklara Geçebilir Mi?

Korku nedir, nasıl oluşur sorusunun cevabı, çarpıcı bir şekilde ebeveynlerimizde de olabilir. Ne demek mi istiyoruz, açıklayalım. Endişe geliştirilen şey ister yükseklik, uçak, hayvanlar gibi çok spesifik veya ekonomik durumlar, sosyal beceriler gibi genel anlamıyla kaygı geliştirilebilecek bir şey olsun, ebeveynler farkında olmadan bu kaygıları çocuklarına aktarabiliyorlar.

Çocukların davranışları sünger gibi emdiği ve ailelerinin davranışlarını yansıttığı bilinen bir gerçektir. Özellikle 8 yaşına kadar seyreden bu süreçte, deneyimledikleri birçok şeyi bilinçaltlarında ilişkilendirir ve tanımlarlar. Böylelikle öğrendikleri korku duygusu da orada yer bulabilir. Bu ebeveynin sözlü veya sözsüz davranışları ile mümkün olabilir. Bir örnek vermemiz gerekirse, çocuklarını parka götüren bir babanın hayvanlardan uzak durmaları konusunda onları ikaz etmesi, hatta bir köpek görünce irkilmesi çocuklarda bu davranışı kalıcı kılabilir.

Bu konuda ebeveynlerin yapmaları gereken şey hissettikleri duygular ile mücadele etmek, belki de çocukları ile konuşmaktır. Çocuklara karşı “Bu benim için iyi bir duygu değil ama bununla başa çıkmanın bir yolunu bulacağım.” şeklinde bir konuşma yapmak iyi bir fikir olabilir. Korkuların genler ile taşındığı iddia edilse de bilim insanları henüz bu konuda görüş birliği içinde değil, daha fazla araştırma yapılması gerektiği düşünülüyor.

Nasıl Teşhis Edilir?

Bahsettiğimiz duyguyu aşırı şekilde yaşıyorsan ve seni rahatsız eden kalıcı bir durum haline geldiyse bunu bir doktorla konuşmak iyi bir fikir olabilir. Uzman, öncelikle endişelerinin altında yatan şeyin tıbbi bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını kontrol etmek isteyecektir. Yapılacak fiziki muayene veya senden talep edeceği laboratuvar testleri durumun kesinlik kazanmasına yardımcı olacaktır.

Bununla beraber, bu durumları ne kadar süredir yaşadığın, ne yoğunlukta yaşadığın ve onları tetikleyen şeylerin ne olduğu hakkında fikrinin olup olmadığını sorabilir. Gösterdiğin belirtiler ve verdiğin cevaplar da doktorunun teşhis koymasını kolaylaştıracaktır. Bu teşhis, fobi gibi bir anksiyete bozukluğu teşhisi olabilir.

Anksiyete bozukluklarının bir yönü de korkmaya karşı korku geliştirme eğilimi olabilir. Çoğu insan bu duyguyu korkutucu veya huzuru tehdit eden bir durumda yaşamaya eğilimliyken, kaygı bozukluğu yaşayan kişiler bu hissiyatı deneyimlemekten korkarlar. Öyle ki, verecekleri tepkilere karşı olumsuz bir yaklaşımları vardır ve tam olarak da bu yaklaşımdan kaçmaya çalışırlar.

Nasıl Tedavi Edilir?

Bir yaklaşıma göre kişiyi tetikleyici şeylere maruz bırakmak hem korkuyu hem verilen tepkiyi önemli ölçüde azaltmayı sağlar.  Fobi tedavisinde de kullanılan bu yaklaşım, tepkiyi yavaş yavaş normalleştirerek hissiyatın kanıksanmasını amaçlar.

Sistematik duyarsızlaştırma, kişiyi fobisi ile kademeli olarak maruz bırakma yöntemidir. Bir örnek vermemiz gerekirse, fobi geliştirdiğiniz şey yılan ise ilk seansı size destek veren uzmanla beraber yılanları konuşarak geçirebilirsiniz.

Sonraki seanslarda ise dereceli olarak, yavaş yavaş ilgili resimlere bakabilir, oyuncak yılanlarla oynayabilir, en sonda da canlı bir yılanla karşılaştırılabilirsiniz. Bu safhalara sıklıkla korkudan kurtulma tekniklerini ve onları uygulamayı öğrenmeye ilişkin süreçler eşik eder.

Bir diğer teknik ise ön kabullerimiz ile ilgilidir. Fobimiz, öğrendiğimiz bir davranış tarzı olabilir ve bunu öğrenmediğimiz halimize geri dönmemiz gerekir. Bu teknikte korku konusu şey ile karşı karşıya gelirsin ve güvenli, kontrollü bir ortamda uzun süre korkulan şeye maruz bırakılırsın. Burada önemli olan şey, seni rahatsız eden endişe ve oluşabilecek panik duygusu ile yüzleşmendir. Sonunda bununla baş edebildiğini ve iyi hissettiğini görmen, bu konuda belirlenen hedefe ulaştığını gösterir.

Son olarak, bu bölümde hatırlatmamız gereken önemli bir şey var. Kişilere karşı oldukça etkili olabilecek yüzleşme yaklaşımlı bu iki tekniğin, bu işin eğitimini almış bir uzman rehberliğinde gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.

Korku Ne Zaman Fobiye Dönüşür?

Korku nedir sorusunu, insan hayatındaki normal ve sağlıklı bir duygudur şeklinde cevaplayabiliriz. Bizi zararlı alanlara girmekten alıkoyan ve içten içe aslında bize iyi gelmeyeceğini bildiğimiz durumlardan sakınmamızı sağlayabilir.

Normal düzeydeki korku seviyesi yönetilebilirdir ve mantıksız davranmamıza neden olmaz. Fobi nedir sorusunun cevabı ise önceki sorudan biraz daha farklıdır. Yaşadığımız bir fobinin, kontrol edilmesi zor veya imkansız bir şey haline gelme eğilimi bulunmaktadır.

Korku nedir, neyden korkarız sorusunun cevabı oldukça değişkendir. Yaşadığımız bu çekince genelde söz konusu nesne veya durumla ilgili olumsuz bir deneyime dayanır. Korkuyu konu alan şey ne olursa olsun, o nesneyle karşılaştığımızda kendimizi endişeli veya rahatsız hissedebiliriz.

Küçükken bir hayvan tarafından saldırıya uğrayan birinin yetişkinliğinde hayvanlardan çekinmesi çok şaşırtıcı bir durum değildir. Aynı örnekten giderek farklı bir bilgi daha verelim, bu duygu öğrenilebilirdir. Bizi yetiştiren ebeveynlerimizden birinin bir hayvan gördüğünde büyük tepki vermesi bize de sirayet edebilir ve bu nedenle biz de onlara yaklaşmaktan çekinebiliriz.

Fobiye geldiğimizde ise kullanacağımız ilk ifade aşırı tepki olacaktır. Örneğin uçak korkun varsa terlemek, titremek, ağlamak gibi ciddi psikolojik reaksiyonlar gösterebilirsin. Bu fobi daha ciddi bir boyuta taşınmış ise uçakla hiç seyahat etmeyebilir, bir iş gezisinden veya bir tatil planından son anda vazgeçebilirsiniz. Zaman zaman bir arkadaşın için havaalanına gitmek bile bu hissin bir tetikleyici unsuru haline gelebilir.

Yaşadığın duyguların ciddiyetinin düşünmenin yanı sıra, kaynağı hakkında kafa yormak da önemlidir. Uçağa binmek gibi bir fobin varsa bu seni sadece onunla yüzleşmek zorunda iken zorlayacaktır. Bir fobin olduğunda bunu kendi kendine teşhis edemezsin. Ek olarak korkuya karşı bir korku geliştirmeye de yatkın olabilirsin. Bu da çekinceni tetikleyecek bir faktörle karşılaşmaktan korkmana hatta günlük rutinlerini değiştirmene bile neden olabilir. Bu duyguyu tetikleyecek şeyin günü yaklaştıkça gerginliğin artabilir, mutsuz olabilirsin.

Fobinin Duygularına ve Kişiliğine Olan Etkileri Nelerdir?

Herkesin korku nedir sorusuna verebilecek farklı bir cevabı olabilir. Bazen her şey kontrolümüzde iken, bazen de bu hissiyat sosyal hayatımızı yaşamamamıza ve hatta hayat kalitemizin düşmesine neden olabilir.

Sınırlayıcı kaygı:

Korku nedir diye sorulunca aklına ilk çekince, çekinmek kelimeleri geliyor olabilir. Bu hissiyatı yaşayan kişi, gerçekten de o belirli şeye karşı çekince duyarak hayatını kısıtlayabilir. Günlük hayatta yaptığımız en basit sosyal aktivitelerden bile bizi alıkoyabilecek bu durum, belirli bir düzeyi aştıktan sonra kariyerimizi, eğitimimizi ve hayatımızın diğer olanlarını da olumsuz etkiler.

İzolasyon:

Bir fobinin olduğunu gösteren kriterlerden belki de biri, tetikleyici bir şey ile karşılaşma ihtimaline normalin çok dışında önlem alıp hayatını fazlasıyla kısıtlamandır. Bu kısıtlama, aile ve arkadaşlık ilişkilerine de yansıyabilir. Bu durum, kişinin herkes gibi hissetmediğini düşünmesine neden olabilir ve kişiyi insanlardan kaçıp tek başına yaşayan, depresif biri haline getirebilir.

Utanma:

Bazı şeylere karşı geliştirdiğimiz bu his garip ve bazen de bizi utandıracak olaylar yaşamamıza neden olabilir. Seni evine davet eden bir arkadaşına köpekten korktuğunu açıklamakta zorlanabilmen olasıdır. Çok keyifli olabilecek bir tatili bu gerekçe ile reddetmek, çıktığın o özel yemekte kedi geldiği için birden ayaklanmak gibi fobik bir tepkiye sahip olmak seni utandırabilir ve bu korkuyu güçlendirebilir.

Halk arasında sosyal fobi olarak da bilinen sosyal anksiyete bozukluğunu bu durumda yönetmek daha da zorlayıcı olabilir çünkü onun altında yatan duygu halihazırda utanma korkusudur.

Kontrolü ele alamadığını hissetmek:

Şüphesiz ki her insan korku nedir sorusunun cevabını verebilir. Buna ek olarak yaşadıklarının mantık dışı veya aşırı olduğunun da bilincindedir. Bu noktada karşımıza çıkan problem ise kişinin bunu kontrol altına alamıyor olmasıdır. “Eğer şu an bu hissi yaşamıyor olsaydım hayatım ne kadar da huzurlu olurdu!” diye düşünenlerdensen, yalnız olmadığını bilmelisin.

Çaresizlik:

Yaşadığımız endişenin hayatımızdaki farklı alanları etkilediğini gözlemlememiz, bizi çaresizliğe itebilir. İyileşmenin imkansız olduğunu ve her zaman bununla yaşaman gerektiğini düşünebilirsin. Buna karşın sana uygun bir tedavi yöntemi ile kontrolü ele alman gayet olasıdır. Bir uzman ile görüşmek, utanç ve çaresizlik gibi olumsuz duyguların etkileri ile mücadele etmeni kolaylaştırır. Bu noktada mental sağlık uzmanın ile her şeyi konuştuğuna emin olmak, tedavinin daha etkili şekilde ilerlemesini sağlayacaktır.

Yalnız Değilsin: En çok Karşılaşılan Fobiler

Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün (The National Institute of Mental Health) istatistiklerine göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde neredeyse her 10 yetişkinden 1’i bu konudan muzdarip durumda. Çocukluk ve ergenlik döneminde başlayabilen bu süreç, yetişkinliğe kadar devam ediyor ve kadınları erkeklere oranla iki kat daha fazla etkiliyor.

Araknofobi:

Bu hassasiyete sahip kişiler, örümcek ve diğer eklembacaklılardan olukça çekinirler. Kişinin o canlıyı görmesi, tetikleyici bir unsur niteliğinde olabilir. Bazı durumlarda varlığını hayal etmek bile o kişin aşırı panik yaşaması ile sonuçlanabilir.

Bu tarz çekinceler bizi korku nedir sorusuna tekrar götürür. Hayatta kalma içgüdümüzün uyardığı nokta, örümcek ve eklembacaklılara karşı bilgi ve teknolojiden yoksun atalarımız için tehdit oluşturması olabilir. Bir başka deyişle evrim, bu türdeki eklembacaklılardan korkmamıza ilişkin bir yatkınlık oluşturmuş olabilir.

Akrofobi:

Yapılan bir araştırmaya göre yükseklik korkusu, insanların %6’sından daha fazlasını etkiler. Yüksek yerlerde bulunmaktan kaçma dürtüsüne ve anksiyete ataklarına sebep olabilen bu durum, travmatik bir deneyimin sonucu olabilir. Yüksekten düşme ihtimaline verilen bu tepki, çevreye ve meydana gelebilecek bir tehlikeye karşı geliştirilmiş bir adaptasyon da olabilir.

Ofidiyofobi:

Sıkça karşılaşabileceğimiz bir diğer fobi ise yılan korkusudur. Kaynağının evrimsel veya kültürel nedelere, bazen de kişisel deneyimlere dayandığı düşünülür. Tehlike argümanını burada da hatırlayabileceğimizin altını çiziyoruz. Bir başka argüman ise bunun doğuştan bir rahatsızlık ve bulaşma, enfekte etme korkusundan gelebileceğini ifade ediyor.

Ek olarak yılanlar ile aslan, ayı gibi hayvanları ayıran şeyin ise tiksinme duygusu olduğunu söyleyebiliriz. Yılanlara karşı geliştirilen bu his, genellikle diğer vahşi hayvanlara karşı hissedilmiyor.

Agorafobi:

Kurtulması fiziksel olarak zor bir alanda tek başına kalmaya karşı duyulan endişedir. Bunun kapsamın içine, açık, kalabalık veya panik atağı tetiklemesi beklenen alanlardan korkmak da dahil edilebilir. Bu durumdan muzdarip olan insanlarda karşılaşılabilecek ihtimallerden birisi de, evden çıkmayı istememeleri veya direkt çıkmamaları olabilir.

Beklenmedik bir panik atak halinde başlayan süreç, kişileri genellikle ergenliğin sonlarından, 30’lu yaşların ortalarına kadar yakalayabilir. Panik bozukluğu rahatsızlığına sahip olan bireylerin üçte biri bu rahatsızlığı da deneyimlemektedir.

Sosyal Fobi:

Bir diğer adıyla sosyal anksiyete bozukluğu, adından da anlaşılabileceği gibi sosyal durumlara karşı geliştirilen bir endişe halidir ve kişiyi oldukça kırılgan kılabilir. Bu kişiler tetikleyici olarak gördükleri ortamlardan, kişilerden ve olaylardan kaçma eğilimindelerdir. Yemek yerken, günlük bir iş hallederken başkalarının bakışlarını üzerlerinde hissetmek, onlar için bir kabus olabilir. Ergenlik döneminde gelişme ihtimali daha fazla olan bu olgu, bir uzman yardımı ile tedavi edilmezse, ömür boyu sürebilir. Topluluk önünde sunum yapma, konuşma çekincesi ise oldukça yaygın bir varyasyonudur. Bu, kişinin okul, iş hayatını etkileyebildiği gibi huzurunu ve iş görme kabiliyetini de olumsuz yönde etkiler.

 

 




200'den fazla uzman psikolog arasından sana en uygun psikolog ile istediğin yerden 7-24 online terapiye başlamak için hemen uygulamayı indir!