Anksiyete Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Anksiyete ile Başa Çıkma Yolları
Kaygı uzun süre devam ediyor, kontrol edilmesi zorlaşıyor ve günlük yaşamı etkiliyorsa anksiyete bozukluğundan söz edilebilir. Anksiyete belirtileri huzursuzluk ve aşırı endişenin yanı sıra çarpıntı, terleme, titreme, mide sorunları ve uyku güçlüğü gibi fiziksel belirtileri de içerebilir.
Kaygı uzun süre devam ediyor, kontrol edilmesi zorlaşıyor ve günlük yaşamı etkiliyorsa anksiyete bozukluğundan söz edilebilir. Anksiyete belirtileri huzursuzluk ve aşırı endişenin yanı sıra çarpıntı, terleme, titreme, mide sorunları ve uyku güçlüğü gibi fiziksel belirtileri de içerebilir. Anksiyete, tehdit veya belirsizlik karşısında ortaya çıkabilen doğal bir kaygı tepkisidir. Anksiyete belirtileri psikolojik belirtilerin yanı sıra çarpıntı, terleme, titreme, kas gerginliği ve mide sorunları gibi fiziksel belirtileri de içerebilir. Anksiyete bozukluğu, kaygının uzun süre devam ettiği, kontrol edilmesinin zorlaştığı ve günlük yaşamı etkilediği durumları ifade eder. Anksiyete türleri arasında yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal anksiyete, panik bozukluk ve özgül fobiler gibi farklı bozukluklar bulunur. Anksiyete krizi günlük dilde yoğun kaygının arttığı dönemleri tanımlamak için kullanılabilir ancak ayrı bir klinik tanı değildir. Anksiyete tedavisinde psikoterapiden, yaşam tarzı düzenlemelerinden ve gerekli durumlarda ilaç tedavisinden yararlanılabilir.
Günlük yaşamda zaman zaman kendinizi kaygılı veya gergin hissetmeniz normaldir. Örneğin önemli bir sınav, iş görüşmesi veya sağlıkla ilgili bir belirsizlik karşısında endişelenebilirsiniz. Bu tür kaygı çoğu zaman yaşanan durumla ilişkilidir ve durum sona erdiğinde azalmaya başlar.
Bazı kişilerde ise kaygı daha yoğun ve uzun süreli olabilir. Kontrol edilmesi güç hale gelen endişeler uyku düzenini, dikkati, iş veya okul yaşamını ve sosyal ilişkileri etkileyebilir. Bu noktada yaşanan belirtilerin ne kadar süredir devam ettiği, ne kadar yoğun olduğu ve günlük yaşamı nasıl etkilediği önem kazanır. Peki, anksiyeteyle kaygı arasındaki fark nedir?
Öne Çıkanlar
- Anksiyete, tehdit veya belirsizlik karşısında ortaya çıkabilen doğal bir kaygı tepkisidir.
- Anksiyete belirtileri psikolojik belirtilerin yanı sıra çarpıntı, terleme, titreme, kas gerginliği ve mide sorunları gibi fiziksel belirtileri de içerebilir.
- Anksiyete bozukluğu, kaygının uzun süre devam ettiği, kontrol edilmesinin zorlaştığı ve günlük yaşamı etkilediği durumları ifade eder.
- Anksiyete türleri arasında yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal anksiyete, panik bozukluk ve özgül fobiler gibi farklı bozukluklar bulunur.
- Anksiyete krizi günlük dilde yoğun kaygının arttığı dönemleri tanımlamak için kullanılabilir ancak ayrı bir klinik tanı değildir.
- Anksiyete tedavisinde psikoterapiden, yaşam tarzı düzenlemelerinden ve gerekli durumlarda ilaç tedavisinden yararlanılabilir.
Anksiyete Nedir?
Anksiyete, olası bir tehlike ya da belirsizlik karşısında beynin ve bedenin harekete geçmesiyle ortaya çıkan yoğun kaygı halidir. Zaman zaman anksiyete yaşamak normaldir ve kişinin karşılaşabileceği risklere karşı hazırlıklı olmasına yardımcı olabilir. Ancak kaygının yoğunlaşması, kontrol edilmesinin zorlaşması ve günlük yaşamı etkilemeye başlaması durumunda anksiyete bozukluğu söz konusu olabilir.
Anksiyete sırasında yalnızca zihinsel belirtiler ortaya çıkmaz. Vücudun tehdit algısına verdiği yanıt nedeniyle kalp atışının hızlanması, terleme, titreme, kas gerginliği veya mide rahatsızlığı gibi fiziksel belirtiler de görülebilir. Anksiyete bozukluğu belirtileri uzun süre devam ettiğinde kişinin iş, okul, sosyal yaşam ve ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.
Anksiyete ile Kaygı Arasında Fark Var mı?
Kaygı ve anksiyete günlük dilde çoğu zaman aynı anlamda kullanılır. Kaygı, sınav, iş görüşmesi veya sağlıkla ilgili bir belirsizlik gibi durumlar karşısında hissedilen endişe ve tedirginliği ifade edebilir. Bu tür kaygı yaşamın doğal bir parçasıdır ve çoğu zaman kaygıya neden olan durum ortadan kalktığında azalmaya başlar.
Ancak anksiyete kişinin yaşadığı durumla orantısız hale gelebilir, belirgin bir neden olmadan ortaya çıkabilir veya kaygıya neden olan durum geçmesine rağmen devam edebilir. Aşırı endişe kontrol edilmesi zor hale geliyor, uzun süre devam ediyor ve kişinin günlük yaşamını etkiliyorsa bir anksiyete (kaygı) bozukluğu açısından değerlendirme gerekebilir. Bu nedenle kaygı ile anksiyete arasında kesin bir sınır çizmekten çok kaygının yoğunluğuna, süresine ve kişinin yaşamını nasıl etkilediğine bakmak daha doğru olur.
Anksiyete Belirtileri Nelerdir?
Anksiyete belirtileri psikolojik, fiziksel, bilişsel ve davranışsal belirtiler şeklinde ortaya çıkabilir. Kişi sürekli endişe ve huzursuzluk hissederken aynı zamanda çarpıntı, terleme, kas gerginliği veya mide sorunları gibi fiziksel şikâyetler de yaşayabilir. Belirtilerin türü ve şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Belirtiler özellikle kaygının yoğunlaştığı dönemlerde daha belirgin hale gelebilir. Bazı kişilerde sürekli düşünme ve odaklanma güçlüğü ön plandayken bazı kişilerde fiziksel belirtiler veya kaygı yaratan durumlardan kaçınma daha fazla görülebilir.
Anksiyetenin Psikolojik ve Duygusal Belirtileri
Psikolojik ve duygusal anksiyete bozukluğu belirtileri arasında sürekli endişe, huzursuzluk ve gerginlik yer alabilir. Kişi günlük yaşamındaki konular hakkında normalden daha fazla endişelenebilir ve bu düşünceleri kontrol etmekte zorlanabilir. Kötü bir şey olacakmış hissi de kaygıya eşlik edebilir. Başlıca psikolojik ve duygusal belirtiler şu şekilde sıralanabilir:
- Sürekli veya kontrol edilmesi güç aşırı endişe,
- Huzursuzluk ve gerginlik,
- Sinirlilik,
- Kötü bir şey olacakmış hissi,
- Odaklanmakta güçlük,
- Karar vermekte zorlanma.
Uzun süre devam eden kaygı kişinin zihinsel olarak yorulmasına ve günlük işlerine odaklanmasını zorlaştırmasına neden olabilir.
Anksiyetenin Fiziksel Belirtileri
Anksiyete sırasında vücudun tehdit olarak algılanan duruma verdiği tepki nedeniyle çeşitli fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir. Kalp atışının hızlanması, solunumun değişmesi ve kasların gerilmesi bu sırada görülebilen tepkiler arasındadır.
Başlıca fiziksel anksiyete belirtileri şunlardır:
- Kalp çarpıntısı veya kalp atışının hızlanması,
- Nefes darlığı veya hızlı solunum,
- Baş dönmesi,
- Terleme,
- Titreme,
- Mide bulantısı veya karın rahatsızlığı,
- Kas gerginliği,
- Baş ağrısı,
- Yorgunluk.
Çarpıntı, nefes darlığı veya baş dönmesi gibi belirtiler başka sağlık sorunlarında da görülebilir. Özellikle yeni başlayan veya şiddetli fiziksel şikâyetlerin tıbbi açıdan değerlendirilmesi önemlidir.
Anksiyetenin Davranışsal ve Bilişsel Belirtileri
Anksiyete kişinin düşüncelerini ve davranışlarını da etkileyebilir. Kaygı yaratan bir durumla karşılaşmamak için belirli ortamlardan, kişilerden veya aktivitelerden kaçınma görülebilir. Örneğin sosyal ortamlarda yoğun kaygı yaşayan bir kişi toplantılara katılmaktan veya yeni insanlarla tanışmaktan kaçınabilir.
Bilişsel belirtiler arasında ise dikkati toplamakta güçlük, olumsuz ihtimalleri sürekli düşünme ve zihnin kaygı yaratan düşüncelerle meşgul olması yer alabilir. Kaçınma davranışları arttıkça kişinin sosyal yaşamı, iş veya okul hayatı da zaman içerisinde daha fazla kısıtlanabilir.
Anksiyete Neden Olur?
Anksiyetenin ortaya çıkmasını tek bir nedene bağlamak mümkün değildir. Genetik ve biyolojik özellikler, kişinin yaşam deneyimleri ve çevresel koşullar birlikte anksiyete bozukluğu gelişme riskini etkileyebilir. Bu nedenle aynı olay bazı kişilerde yoğun kaygıya neden olurken bazı kişilerde benzer bir etki yaratmayabilir.
Ailede anksiyete bozukluğu öyküsü bulunması, travmatik veya zorlayıcı yaşam deneyimleri, uzun süreli stres ve bazı sağlık sorunları anksiyete riskini artırabilen faktörler arasında yer alır. Bununla birlikte bu faktörlerden birinin bulunması kişide mutlaka anksiyete bozukluğu olacağı anlamına gelmez.
Biyolojik ve Bireysel Faktörler
Genetik yatkınlık anksiyete bozukluğu gelişiminde rol oynayabilir. Araştırmalar anksiyete bozukluklarının bazı ailelerde daha sık görülebildiğini ve genetik özelliklerin riske katkıda bulunabileceğini gösterir. Ancak genetik yatkınlık tek başına belirleyici değildir.
Beynin korku ve tehdit karşısında verdiği tepkilerde rol oynayan biyolojik mekanizmalar da anksiyete ile ilişkilidir. Bunun yanı sıra kişinin mizacı ve stresli durumlara verdiği tepkiler de kaygının nasıl yaşandığını etkileyebilir. Özellikle çocukluk döneminden itibaren daha çekingen veya olumsuz durumlara karşı daha hassas olan kişilerde bazı anksiyete bozukluklarının görülme riski daha yüksek olabilir.
Psikolojik Faktörler
Geçmişte yaşanan zorlayıcı veya travmatik deneyimler yoğun kaygı gelişmesine katkıda bulunabilir. Özellikle şiddet, ihmal, ciddi kayıplar veya uzun süre devam eden zorlayıcı yaşam olayları kişinin tehditlere karşı daha hassas hale gelmesinde rol oynayabilir.
Kaygı yaratan durumlardan sürekli kaçınmak da kısa süreli rahatlama sağlasa bile uzun vadede kaygının devam etmesine katkıda bulunabilir. Bunun yanında uzun süreli stres, mevcut anksiyete belirtilerinin ortaya çıkmasını veya daha belirgin hale gelmesini etkileyebilir.
Çevresel ve Yaşamsal Faktörler
İş veya okul yaşamındaki yoğunluk, ekonomik sorunlar, ilişki problemleri, ciddi hastalıklar, kayıplar ve belirsizlik dönemleri kaygının artmasına neden olabilir. Özellikle birden fazla stres kaynağının aynı dönemde yaşanması anksiyete belirtilerinin daha belirgin hale gelmesine katkıda bulunabilir.
Sosyal çevre ve yaşam koşulları da kişinin kaygıyla başa çıkma biçimini etkileyebilir. Yeterli sosyal desteğin bulunmaması veya uzun süre zorlayıcı koşullar altında yaşamak anksiyete riskini artırabilir. Fiziksel sağlık sorunları da hem yarattıkları belirsizlik hem de günlük yaşam üzerindeki etkileri nedeniyle kaygı ve endişenin artmasına neden olabilir.
Anksiyete Türleri Nelerdir?
Anksiyete türleri, kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığına ve belirtilerin özelliklerine göre farklılık gösterir. Bazı anksiyete bozukluklarında günlük yaşamın pek çok alanına yayılan sürekli bir aşırı endişe görülürken bazılarında kaygı belirli sosyal ortamlar, nesneler veya durumlarla ilişkilidir. Başlıca anksiyete bozuklukları şu şekilde sıralanabilir:
- Yaygın anksiyete bozukluğu: İş, sağlık, aile veya günlük sorumluluklar gibi yaşamın farklı alanları hakkında kontrol edilmesi güç ve uzun süre devam eden kaygı ve endişe ile karakterizedir.
- Sosyal anksiyete: Kişinin başkaları tarafından değerlendirilebileceği, eleştirilebileceği veya küçük düşebileceği sosyal durumlarda yoğun korku ve kaygı yaşamasına neden olabilir.
- Panik bozukluk: Tekrarlayan ve beklenmedik panik ataklarla karakterizedir. Kişi yeni bir atak yaşamaktan endişe edebilir veya atak yaşamamak için bazı durum ve ortamlardan kaçınmaya başlayabilir.
- Agorafobi: Kaçmanın veya yardım almanın güç olabileceği düşünülen toplu taşıma, kalabalık alanlar, açık ya da kapalı mekânlar gibi durumlarda yoğun korku ve kaygı yaşanmasıdır.
- Özgül fobiler: Belirli bir hayvan, nesne, durum veya ortama karşı gerçek tehlikeyle orantısız düzeyde korku ve kaçınma davranışları görülmesiyle karakterizedir.
- Ayrılma anksiyetesi bozukluğu: Kişinin bağlandığı kişilerden ayrılma veya onları kaybetme ihtimali karşısında gelişim düzeyiyle uyumsuz, yoğun kaygı yaşamasıdır.
- Seçici konuşmazlık: Kişinin konuşabildiği halde okul gibi konuşmasının beklendiği belirli sosyal ortamlarda sürekli olarak konuşamaması ile karakterizedir.
Anksiyete türleri bazı ortak belirtiler gösterse de kaygının ortaya çıktığı durum ve kişinin kaçınma davranışları farklılık gösterebilir. Örneğin panik bozuklukta tekrarlayan ataklar ve yeni bir atak yaşama korkusu daha belirginken yaygın anksiyete bozukluğunda günlük yaşamın farklı alanlarına yayılan ve kontrol edilmesi güç endişeler ön plana çıkar.
Anksiyete Krizi Nedir?
Anksiyete krizi günlük dilde kaygının kısa süre içerisinde belirgin biçimde arttığı ve kişinin bu kaygıyı kontrol etmekte zorlandığı durumları tanımlamak için kullanılır. Bu sırada yoğun endişenin yanı sıra çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, baş dönmesi veya mide rahatsızlığı gibi fiziksel belirtiler de görülebilir. Ancak anksiyete krizi ayrı bir klinik tanı değildir. Anksiyete krizi ile panik atak aynı anlama gelmez. Panik atak sırasında yoğun korku veya rahatsızlık ani biçimde ortaya çıkar ve kısa süre içerisinde en yüksek düzeye ulaşabilir. Anksiyete krizi olarak ifade edilen durumlarda ise yaşanan kaygının biçimi ve süresi kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle tekrarlayan veya günlük yaşamı etkileyen yoğun kaygı durumlarında belirtilerin bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi önemlidir.
Anksiyete Günlük Yaşamı Nasıl Etkileyebilir?
Anksiyete yoğunlaştığında kişinin günlük yaşamını farklı şekillerde etkileyebilir. Sürekli endişe zihnin büyük bölümünü meşgul ettiği için işe veya okula odaklanmak, karar vermek ve günlük sorumlulukları yerine getirmek zorlaşabilir. Uyku sorunları, kas gerginliği ve yorgunluk gibi fiziksel belirtiler de gün içerisindeki performansı etkileyebilir.
Kaygı yaratan durumlardan kaçınmak da zamanla kişinin yaşam alanını kısıtlayabilir. Örneğin sosyal ortamlarda yoğun kaygı yaşayan bir kişi arkadaş buluşmalarından veya toplantılardan uzaklaşabilir. Yeni bir panik atak yaşamaktan korkan kişi ise daha önce atak yaşadığı yerlere gitmekten kaçınabilir. Kaçınma davranışları arttıkça anksiyete bozukluğu sosyal ilişkileri, iş veya okul yaşamını daha belirgin biçimde etkileyebilir.
Anksiyete Ne Zaman Bir Soruna Dönüşebilir?
Zaman zaman kaygı yaşamak günlük yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak kaygının yoğunlaşması, kontrol edilmesinin zorlaşması ve günlük yaşamı etkilemeye başlaması durumunda profesyonel destek düşünülebilir. Aşağıdaki durumlarda bir uzmana başvurmak faydalı olabilir:
- Aşırı endişe uzun süredir devam ediyor ve kontrol etmekte zorlanıyorsanız,
- Kaygı nedeniyle iş, okul veya günlük sorumluluklarınızı yerine getirmekte zorlanıyorsanız,
- Sosyal ortamlardan veya kaygı yaratacağını düşündüğünüz durumlardan kaçınmaya başladıysanız,
- Uyku sorunları, çarpıntı, kas gerginliği veya mide sorunları gibi belirtiler sık tekrarlıyorsa,
- Kaygı ilişkilerinizi ve sosyal yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa,
- Yaşadığınız anksiyete ile kendi başınıza başa çıkmakta zorlanıyorsanız.
Kaygının uzun süre devam etmesi ve günlük yaşamı giderek daha fazla etkilemesi kronik kaygı bozukluğu açısından değerlendirme gerektirebilir. Bu noktada belirtilerin süresi kadar yoğunluğu, kontrol edilip edilemediği ve kişinin günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği de önemlidir.
Anksiyete Nasıl Geçer?
Anksiyete tedavisi kişinin yaşadığı belirtilere, anksiyete türüne ve günlük yaşamının ne ölçüde etkilendiğine göre planlanır. Hafif düzeydeki kaygının yönetilmesinde düzenli egzersiz yapmak, uyku ve beslenme düzenine dikkat etmek, gevşeme yöntemlerinden yararlanmak gibi bazı yaşam tarzı değişiklikleri yardımcı olabilir.
Anksiyete belirtileriyle başa çıkmaya yardımcı olabilecek yöntemlerden bazıları şunlardır:
- Düzenli fiziksel aktivite yapmak,
- Uyku düzenine dikkat etmek,
- Yavaş nefes alma ve gevşeme tekniklerinden yararlanmak,
- Kafein ve alkol tüketimini sınırlandırmak,
- Düzenli ve dengeli beslenmek,
- Kaygı yaratan durumlardan sürekli kaçınmak yerine bunlarla aşamalı olarak baş etmeyi öğrenmek,
- Aile, arkadaşlar veya diğer sosyal destek kaynaklarından yararlanmak.
Sayılan yöntemler yoğun kaygı ve stresin yönetilmesine yardımcı olabilir ancak profesyonel tedavinin yerine geçmez. Belirtiler günlük yaşamı etkiliyorsa veya kendi başınıza uyguladığınız yöntemlere rağmen devam ediyorsa psikoterapiden yararlanılabilir.
Anksiyetede Terapi ve Profesyonel Destek
Psikoterapi, anksiyete tedavisinde kullanılan temel yöntemlerden biridir. Özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT), farklı anksiyete bozukluğu türlerinin tedavisinde en fazla araştırılan yaklaşımlar arasında yer alır. BDT sırasında kişinin kaygıyı artıran düşünce ve davranışlarını fark etmesi, bunları yeniden değerlendirmesi ve kaçındığı durumlarla daha işlevsel biçimde başa çıkması üzerinde çalışılabilir.
Bazı anksiyete bozukluklarında maruz bırakma temelli yöntemlerden de yararlanılabilir. Bu yöntemde kişi korku veya kaygı yaşadığı durumlarla güvenli ve aşamalı bir şekilde karşılaşmayı öğrenir. Bireysel terapi sürecinde uygulanacak yaklaşım kişinin yaşadığı belirtilere, ihtiyaçlarına ve terapi hedeflerine göre belirlenebilir.
Bazı durumlarda psikoterapiye ek olarak ilaç tedavisinden de yararlanılabilir. İlaç tedavisinin gerekli olup olmadığı ve hangi tedavinin uygulanacağı psikiyatrist tarafından kişinin belirtileri ve genel sağlık durumu değerlendirilerek belirlenir.
Kaygının günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi veya yapmak istediğiniz şeyleri kısıtladığını fark ediyorsanız yaşadığınız belirtileri bir uzmanla değerlendirebilirsiniz. Terappin’deki uzman psikologların çalışma alanlarını inceleyebilir, ihtiyaçlarınıza uygun uzman psikolog desteği için randevu oluşturabilir ve seansınıza dilediğiniz yerden online katılabilirsiniz.
Sonuç
Anksiyete bireyin günlük yaşamını olumsuz etkileyen karmaşık bir duygusal durumdur. Belirtileri fiziksel ve psikolojik düzeyde kendini gösterirken, nedenleri genetik, çevresel ve yaşam deneyimleriyle şekillenebilir. Profesyonel destek, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve etkili başa çıkma stratejileri bir arada uygulandığında anksiyete yönetilebilir bir hale gelebilir. Bireysel terapi gibi uzman destekli yaklaşımlar ise bu süreçte bireye en kapsamlı ve sürdürülebilir çözümleri sunabilir.
Neden geçmiyor?
Kaygı, kaçındıkça büyür. Toplantıdan, kalabalıktan ya da bir düşünceden uzak durmak kısa vadede rahatlatır; uzun vadede beyne “burası gerçekten tehlikeliydi” mesajı verir. Döngü böyle kurulur.
Terapinin işi bu döngüyü kırmaktır: kaçınmayı azaltarak, kaygı düşüncelerini test ederek ve bedeni sakinleştirmeyi öğreterek.
Bunlardan hangisi size tanıdık geliyor?
Belirtileri gruplara ayırdık. Kendinizde gördüklerinizi seçin — hangi alanda yoğunlaştığınızı görün. Bu bir tanı aracı değildir.
Anksiyete önce bedende hissedilir. Bu belirtiler kalp veya solunum hastalığı sanılıp uzun süre yanlış yerde aranabilir.
Zihin sürekli tetikte kalır; kötü bir şey olacağı hissi gün içinde arka planda çalışmaya devam eder.
Kaygı davranışları değiştirir: kaçınma kısa vadede rahatlatır, uzun vadede kaygıyı büyütür.
Ne işe yarıyor?
Bilişsel Davranışçı Terapi
Kaygı düşüncelerini test etmeyi ve kaçınmayı kırmayı öğretir.Psikiyatrik destek
Şiddetli belirtilerde ilaç tedavisi terapiyle birlikte planlanır.Yaşam düzeni
Uyku, hareket ve nefes çalışması tedaviyi destekler; yerini almaz.Sık sorulan sorular
Anksiyete krizi günlük dilde yoğun kaygının arttığı dönemleri ifade etmek için kullanılırken panik atak, yoğun korku veya rahatsızlığın ani biçimde ortaya çıktığı ve kısa sürede en yüksek düzeye ulaşabildiği klinik bir tablodur.
Stres genellikle kişinin karşılaştığı bir baskı veya zorlayıcı duruma verdiği tepkiyle ilişkilidir. Anksiyete ise tehdit ortadan kalkmasına rağmen devam edebilir veya belirgin bir neden olmadan ortaya çıkabilir.
Genetik yatkınlık anksiyete bozukluğu gelişme riskinde rol oynayabilir. Bununla birlikte genetik tek başına belirleyici değildir, yaşam deneyimleri ve çevresel faktörler de anksiyete riskini etkileyebilir.
Anksiyete sırasında kalp atım hızının artması ve çarpıntı hissi görülebilir. Ancak çarpıntının farklı sağlık sorunlarından da kaynaklanabileceği unutulmamalıdır.
Anksiyete sırasında solunum hızlanabilir ve kişi yeterince nefes alamıyormuş gibi hissedebilir. Nefes darlığı ve hızlı solunum anksiyete belirtileri arasında görülebilir.
Yoğun kaygı sırasında hızlı solunum ve vücudun stres yanıtı baş dönmesi veya sersemlik hissine neden olabilir. Bu belirti özellikle kaygının yoğunlaştığı veya anksiyete krizi olarak ifade edilen dönemlerde daha belirgin olabilir.
Her anksiyete durumunda ilaç kullanılması gerekmez. Anksiyete tedavisi psikoterapiyi, yaşam tarzı düzenlemelerini ve gerekli durumlarda psikiyatrist tarafından planlanan ilaç tedavisini içerebilir.
Hafif ve belirli bir durumla ilişkili anksiyete belirtileri tetikleyici ortadan kalktığında azalabilir. Ancak uzun süredir devam eden veya günlük yaşamı etkileyen anksiyete bozukluğu belirtilerinde profesyonel destekten yararlanmak gerekebilir.
Bilişsel davranışçı terapi (BDT), anksiyete bozukluklarında yaygın olarak kullanılan terapi yöntemlerinden biridir. Kişinin ihtiyaçlarına göre farklı yaklaşımlardan da yararlanılabilir. Bireysel terapi sürecinde uygulanacak yöntem yaşanan belirtilere ve terapi hedeflerine göre belirlenebilir.
Anksiyete konusunda çalışan uzmanlar
Anksiyete Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Anksiyete ile Başa Çıkma Yolları ile tek başınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz.
Size uygun uzmanı kısa sürede eşleştirelim; ilk seansta ne yaşadığınızı birlikte netleştirin.