Anksiyete Nedir | Anksiyeteyi Nasıl Yenerim | 2023 Rehberi

Anksiyete Nedir | Anksiyeteyi Nasıl Yenerim | 2023 Rehberi

Terappin | Online Psikolog

Terappin Blog
05.11.2021 tarihinde oluşturdu.

Bu soru, son 10 yılın sıkça aratılan sorularından birisi. Delicisine hızla akan yaşamlar, sürekli bir yetişme çabası, modern hayatın çılgın döngüsü kaygı ve endişenin en büyük tetikleyicileri. Bedenimiz ve ruhumuz bu meydan okumaya hazır mı?

Anksiyete Nedir | Anksiyeteyi Nasıl Yenerim | 2023 Rehberi

 

“Anksiyete nedir?” son 10 yılın sıkça aratılan sorularından birisi. Hızla akan yaşamların içinde sürekli yetişme çabasıyla oradan oraya sürüklenmemiz ve modern hayatın çılgın döngüsüne adapte olma çabamız, kaygı ve endişenin en büyük tetikleyicileri. Peki, bu tetikleyicilere meydan okumaya bedenimiz ve ruhumuz hazır mı?

Online terapi uygulaması Terappin ile kendinizi keşfedin!

 

 Anksiyete Nedir?

Anksiyete (kaygı bozukluğu), kişinin kaygılarını yönetemediğinde günlük yaşamını sekteye uğratacak olumsuzluklar yaşatan ruhsal bir hastalıktır.

Günlük yaşam içerisinde pek çok olay kaygı duymamıza sebep olabilir. Temelde kaygı tedbir almamızı kolaylaştıran bir duygudur. Kaygı duyduğumuz zamanlarda bilişsel yetilerimiz daha hızlı çalışır, beynimize oksijen gider ve kan dolaşımımız hızlanır. Bu haliyle sorunlar karşısında etkin ve hızlı çözümler üretmemize yardımcı olsa da kontrol edilemediğinde kaygı duygusu bir felakete dönüşebilir.

Kaygının yüksek düzeydeki seyri yalnızca ruhsal değil bedensel hastalıklara da sebep olmaktadır. Olası fiziksel hastalıkların başlıcaları şunlardır: Nefes darlığı, terleme, hazımsızlık ve ellerde titreme.

Panik atak, her kaygı bozukluğuna sahip kişinin deneyimlediği bir şey değildir fakat bu kısımda panik atağın ne olduğundan da kısaca bahsetmekte fayda var. Panik atak, aniden ortaya çıkan ve 10 ila 20 dakika içinde zirveye yoğun bir kaygı hissidir. Panik atak esnasındaki yaygın semptomlar şunlardır:

  • Göğüs ağrısı
  • Boğulma hissi
  • Kontrolü kaybetme korkusu
  • Terleme, titreme
  • El, ayak veya yüz bölgesinde karıncalanma hissi
  • Mide bulantısı
  • Nefes darlığı

 

“Bir sonraki atak ne zaman gelir?” korkusuyla yaşamamak ve hayata karşı bakış açınızı pozitif yönde değiştirebilmek için Terappin her an yanınızda!

 

Online terapi ile kaygı bozukluğunu tedavi etmek artık çok kolay!

 

Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Gündelik hayatımızın içerisinde ara sıra kaygı yaşamak hepimizin başına gelen bir durumdur. Örneğin, yeni bir yere taşınmadan önce ya da yeni bir ortama girmeden önce endişeli hissediyor olmanız normaldir. Her ne kadar yaşanırken pek keyifli hissettirmese de bu seviyede bir endişe, çoğu koşula karşı çok daha hazırlıklı olmanızı sağlayabilir. Gün sonunda, bunun o eyleme ya da aktiviteye bağlı bir his olduğunu bilirsiniz, kısacası gelip geçicidir. Bu aşamada, kaygı bozukluğunu gündelik hayatın içerisindeki ufak çaplı endişelerden ayıran en önemli nokta hissettiğiniz durumun sıklığı ve şiddetidir. Günlük aktivitelerinizi gerçekleştirirken çok kısa bir sürede doruk noktasına ulaşan ani yoğun kaygı duygularına kapılıyorsanız profesyonel bir destek almanız hayat kalitenizi artıracaktır.

Kaygı bozukluğu, tek bir test sonucunda konulabilecek bir tanı değildir. Danışan ile danışman arasında çözülen zihinsel sağlık testleri, psikolojik anketler ve belli bir sürece yayılan terapi seansları sonucunda bir kişiye anksiyete tanısı konulabilir.

 

 Kimlerde Görülebilir?

Anksiyete bozukluğunun bireyde gözlemlenebilmesi için gerekli olan koşullar gibi kesin ve net maddeler yoktur. Birebir aynı koşulları deneyimleyen iki insandan birinde kaygı bozukluğu gözlemlenebilirken diğerinde gözlemlenemeyebilir ve bu gayet normaldir. Bu aşamada, kaygı bozukluğunu tetikleyen risk faktörlerinden bahsetmemiz çok daha doğru olacaktır. Kişinin hayat hikayesi burada önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin, hayatının belli bir döneminde olumsuz ve stres dolu olaylara maruz kalmış bir kişide kaygı bozukluğunun olması olasıdır. Çocukluğunda utangaç ya da sinirli olan birinin ilerleyen dönemlerde kaygı bozukluğu ile mücadele etmesi de gözlemleyebildiğimiz bir gerçek. Diğer sağlık koşullarınızda herhangi bir olumsuz durumun olması da kaygı kat sayınızı artırabilir. Yapılan bir araştırmaya göre, anksiyete teşhisi konan kişilerin %25’inin birinci derece akrabasında da anksiyete tanısı vardır.

Gün sonunda, burada sıraladığımız tüm risk faktörlerinin yalnızca bir olasılık olduğunu unutmamakta fayda var.

 

Anksiyete Bozukluğunun Nedeni Yalnızca Travmalar Değildir

“Anksiyete nedir?” konusunu aydınlattıktan sonra nedenleri üzerine konuşmak çözüm sürecini hızlandıracaktır.

Pek çok insan anksiyetinin en büyük tetikleyicisinin -belki de tek- travma olduğu kanısındadır. Oysaki kaygı bozukluğunu tetikleyen pek çok durum söz konusudur.

Anksiyete nedenleri her ne kadar açıklığa kavuşturulamasa da aşağıda sıralayacağımız nedenler en sık görülenleridir:

  • Anksiyete bozukluğu genetik olabilir

Evet, anksiyete bozukluğunun temel nedenlerinden birisi gen aktarımıdır. Ailemizde herhangi bir birey kaygı bozukluğunu deneyimlediyse siz de risk altındasınızdır.

  • Olumsuz çevresel faktörler anksiyete bozukluğunun en büyük tetikleyicisidir

İçinde bulunduğumuz sosyal çevre, duygusal ve ruhsal gelişimimizde büyük rol oynar.

Çocukluktan erişkinliğe kadar olan dönemde deneyimlediğiniz herhangi bir sarsıntı anksiyete oluşumuna olumsuz yönde katkı sağlayabilir.

Örneğin; cinsel istismara uğramak, fiziksel ve duygusal şiddete maruz kalmak, akran zorbalığı, aile içinde ihmal edilmek, bir yakınınızın kaybı gibi durumlar tehlikeli bir kaygı bozukluğunun habercisidir.

 

  • Madde kullanımına dikkat

Alkol, sigara ve uyuşturucu gibi madde kullanımına yönelmemize neden olan üç temel faktör: Stres, üzüntü ve gerginliktir.

Bu maddelerin fazla kullanımı değil aynı zamanda yoksunluğu da anksiyeteye sebep olmaktadır.

 

  • Bedensel hastalıklar ruhsal hastalıkları da beraberinde getirir

Özellikle tiroit, ciğer ve kalp hastalıkları kaygı bozukluğuna neden olurlar ya da yaşanan kaygı bozukluğu belirtilerini ve şiddetini artırabilirler.

 

Anksiyetenin Tek Belirtisi Yoğun Kaygı Duygusu Mu?

Kaygı, anksiyete hastalığını tanımlayabilecek en temel duygu durumudur. Bu olumsuz duygu anksiyete hastası olan pek çok insanda gözlemlense de hastalığın belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterir.

Kaygı bozukluğunun en yoğun görülen belirtilerini listeledik. Bunlardan birini ya da birkaçını kendinizde deneyimliyorsanız “Anksiyete nedir?” başlığımızı okumalı ve hemen online bir anksiyete terapisine başlamalısınız.

İşte o nedenler:

Nedensiz kaygı ve endişe

Nefes darlığı, terleme, ağız kuruluğu

Kalp atışlarında hızlanma ve panik atak

Odaklanamama ve dikkat dağınıklığı

Hazımsızlık problemleri

Umutsuzluk ve üzüntülü durumlara yoğunlaşmak

 

Yapılan araştırmalara göre anksiyete bozukluğu özellikle kadınlarda ve gelir seviyesi düşük kimselerde yoğun bir şekilde görülmektedir.

Erken tanı ve tedavi ile kaygı bozukluğundan kurtulun! Terappin her an sizinle!

 

 Anksiyete Bozukluğunun Türleri

Anksiyete nedir?

“Kesinlikle yapamam.”

“Eyvah yine yüksek not alamayacağım.”

“Benden adam olmaz ki zaten!” gibi negatif cümleler sizi ele geçirdiyse, yaptığınız her işten ve yaşadığınız her olaydan endişe duyuyorsanız kaygı duygunuz bir rahatsızlık haline gelmiştir. Bu durum anksiyete bozukluğu olarak adlandırılır.

 

Anksiyete bozukluğunun birçok alt türü vardır:

  • Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB)

Bireylerin kendilerini kışkırtacak çok az şey varken hatta hiçbir şey yokken duyduğu yoğun endişe ve kaygı duygusuna yaygın anksiyete bozukluğu denir.

  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

Yaşanan olağanüstü bir olumsuzluk sonrası hayata adapte olamama ve stres yönetimini sağlayamama halidir. Günlük yaşamdaki işlevselliği düşürecek patolojik sorunlara sebep olur.

  • Agorafobi

Panik bozukluğa sahip kimselerde ağırlıkta görülen agorafobi kapalı alanlarda duyulan güvensizlik duygusudur. Agorafobi hastaları AVM, otopark, hastane gibi kalabalık ortamlarda kendilerini güvende hissetmezler. Tek güvenli yerin evleri olduğunu düşünürler. Aylarca, haftalarca evlerinden çıkmaktan kaçınabilirler.

  • Selektif Mutizm (Seçici Konuşmazlık)

Zorbalık, baskı ve şiddet gören çocuklarda sıkça görülen Selektif Mutizm, oluşan olumsuz durum sonrası konuşma becerilerinin kaybedilmesi halidir.

  • Ayrılma Anksiyetesi

Anne ve bebek arasında görülen stres bozukluğunun adıdır. Eğer anne ve bebek 18 aydan sonra ayrı kalamıyorsa, bağımlı yaşıyorsa ve ayrı kaldıklarında yoğun bir stres ve endişe durumu meydana geliyorsa bu durum ayrılma anksiyetesi olarak adlandırılır.

  • Fobiler

Nesnelere ve canlılara yüklenilen yoğun korku duygusudur. Özellikle böcek, kedi, köpek gibi hayvanlara karşı geliştirilen bu duygu anksiyetenin en sık rastlanan türlerinden biridir.

 

Kaygı Bozukluğu ile Nasıl Başa Çıkabilirim?

“Anksiyete nedir?” sorusunu net bir şekilde cevapladıktan sonra bu hastalıkla nasıl baş edeceğimizi konuşmanın tam vakti.

 

Online anksiyete tedavisi, bu süreçte en büyük destekçiniz olacaktır. İnternet erişiminizin olduğu her yere kolaylıkla taşıyabileceğiniz online terapi ile aradığınız huzur dolu ve sakin günlere ulaşabilirsiniz.

Uzmanlarımız, hastanın kaygı bozukluğunun tetikleyicilerini ve ortaya çıkış biçimlerini analiz ettikten sonra her bir danışan için en uygun olan tedavi metodunu uygular.

Anksiyete bozukluğunun tedavisinde 3 temel metot tercih edilir:

Davranışsal Terapi

Psikoterapi

İlaç Tedavisi

Tedavinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için bu metotların doğru uygulanması ve düzenli takip edilmesi gerekir.

200’den fazla uzman psikologla çalışan Terappin uygulaması ile güvendesiniz!

 

 Online Anksiyete Terapisinde Uygulanan Tedavi Metotları

Online terapilerin güvenilirliği pek çok danışanın endişe duyduğu bir konudur.

Terappin mobil terapi uygulaması ile bütün endişelere son!

Uzman psikologlarımız kaygı bozukluğunu önlemede aşağıda açıklayacağımız tedavi yöntemlerini uygulamaktadır:

  • Bilişsel Davranış Terapisi

Bu tedavi yönteminin temel hedefi, kişilere duygu yönetimini öğreterek uygulanabilir beceriler kazandırmaktır.

Bilişsel davranış terapisi, panik atakların önüne geçmede ve rasyonel olmayan düşünce kalıplarını değiştirmede büyük rol oynar.

Bu tedavi yönteminde uzman psikologlarımız danışana tedavinin mantığını açık bir şekilde aktarır. Böylece hastaların kaygı verici durumlarla karşılaştıklarında kaçmak yerine çözüm üretmeleri hedeflenir.

 

  • Psikoterapi

Psikoterapinin amacı, kişinin kendi duygularını tek başına etkin bir şekilde yönetebilecek hale gelmesidir.

Bu sebeple bireyler kendi davranış kalıplarını anlamalı ve stresle başa çıkma yolları geliştirmelidir.

Uzun soluklu bu tedavi biçimi, kaygı bozukluğunun en etkili iyileştirme metotlarından birisidir.

Tedaviye başlamadan önce aşağıda belirtilen başlıklar aydınlatılır:

Hastanın yaşadığı anksiyetenin boyutu

Diğer ruhsal ve fiziksel bozukluklarla bir arada olup olmadığı

Hangi davranış biçimlerinin bu süreçte aktif rol oynadığı

Sonrasında uzmanlarımız danışana özel tedavi sistemini belirler.

 

  • İlaç Tedavisi

Anskiyete bozukluğunun ilaç tedavisinde üç ilaç kategorisi sıkça kullanılır:

Sakinleştirici etkisi olamayan davranış düzenleyiciler

Antidepresanlar

Beta Blokerlar (kalp ritminin düzenlenmesine yardım eder)

Tüm bunlara tedavi metotlarına ek olarak, günümüzde tamamlayıcı sağlık teknikleri de fazlasıyla tercih edilmektedir. Mindfulness, özşefkat, yoga ve stres yönetimi gibi alternatif yöntemler de kaygı düzeyinizi normal seviyelere taşıyabilecek alternatif tedavi yöntemleridir.

 

Gündelik Hayatınızı Değiştirerek Rahatlayabilirsiniz

Şimdiye kadar anksiyete nedir, belirtileri nelerdir, tedavide hangi metotlar kullanılır başlıklarını detaylı bir şekilde konuştuk.

Evde, iş yerinde, seyahatte, sosyal hayatta online terapilerimiz sayesinde verimini artırmanız mümkün!

Size iyi gelecek, çoğu zaman bir uzmana ihtiyaç duymadan uygulayabileceğiniz iyileşme yöntemleri ise şunlardır:

  • Sosyalleşin

İnsanlarla konuşmak ve fikir alışverişlerinde bulunmak kaygılarınızı azaltmanıza yardımcı olacaktır.

Farklı gözler, farklı düşünceler sizin de içinde bulunduğunuz durumu farklı değerlendirmenize, belki şu ana kadar göremediğiniz bir yanını anlamınıza zemin hazırlar.

Böylece neden-sonuç ilişkilerini daha hızlı kurup olaylara daha çözüm odaklı yaklaşabilirsiniz.

  • Egzersizi ihmal etmeyin

Sporun iyileştirici gücü herkes tarafından bilinmekte. Yalnızca bedenlerimizi değil ruhlarımızı da iyileştiren egzersizler daha sakin ve dikkatli olmanıza yardım eder.

Nefes egzersizleri, hafif tempolu yürüyüşler ve esneme hareketleri ile zihninizi boşaltıp daha kontrollü davranabilirsiniz.

  • Yazı Yazın

Yazmak hatırlamaktır!

Günlük duygu durumunuzun kaydını tutabilirsiniz. Böylece ruhunuzda hatta bedeninizde yaşadığınız olumlu ve olumsuz tüm gelişmeleri rahatça takip edebilirsiniz. Bunları psikoloğunuzla paylaşıp çözümler üretebilirsiniz.

İyileştiğiniz noktaları görmek ise sizi motive edip kendinize, doktorunuza, tedavinize duyduğunuz güveni artıracaktır.

  • Beslenme Düzeninize Dikkat Edin

Yediğimiz her şey vücudumuza olumlu ve olumsuz birçok katkıda bulunur. Anksiyete atağınız geldiği anda şekerli gıdalar tüketmekten sakının.

Protein ağırlıklı beslenmek ve bol su içmek, ataklarınızı hafif atlatmanıza ve sindiriminize yardımcı olacaktır. Ayrıca, yapılan bazı araştırmalara göre beyniniz üzerinde yararlı bir etkisi olabileceği düşünülen yiyecekler şu şekildedir:

  • Keten tohumu ve chia tohumu
  • Uskumru ve somon gibi yağlı balıklar
  • Zerdeçal
  • D vitamini
  • Magnezyum

 

  • Yeterli Uyuduğunuzdan Emin Olun

Gündelik hayatın koşuşturmacasında çoğu zaman ilk vazgeçebildiğimiz şey uyku olmakta. Yetiştireceğimiz işlerin çokluğu arasında sıkışıp kaldığımızda uykuyu “gereksiz” olarak nitelendiriyor olabiliriz fakat her gece ortalama 8 saatlik bir uyku, bir günden alacağımız verimi de fazlasıyla artıracaktır. Dinlenmiş bir vücutla güne başlamak sizi “Bugünün görevlerinin de üstesinden gelebilirim.” düşüncesi ile baş başa bırakacaktır, güne özgüvenli bir başlangıç yapmaksa gün boyunca yaşayacağınız kaygı miktarında azalma sağlayacaktır. Tüm gün boyunca yorgun düşmüş vücudunuzun hak ettiği dinlenmeyi en kolay, uyku hijyenine dikkat ettiğiniz bir 8 saatlik süreçle verebilirsiniz.

  • Alkol, Sigara ve Kafein Gibi Alışkanlıklarınızdan Uzak Durun

Bu tip alışkanlıkların gündelik hayatınızdan aldığınız verimi düşürdüğü bir gerçek. Bu alışkanlıklarınızı hayatınızdan çıkarttığınız senaryoda kaygı düzeyinizde de azalma gözlemliyor olacaksınız.

  • Hayatınızdaki Stres Faktörlerini Azaltın

Günümüzde hayatımızdaki çoğu şeyin stres faktörüyle birlikte hayatımıza dahil olabildiği bir gerçek fakat sizin tek hayatınızın elinizdeki yaşantı olduğu daha büyük bir gerçek. Bu yüzden sizi streslendiren faktörler her neyse bunları sakince tespit edip hayatınızdan uzaklaştırabildiklerinizi uzaklaştırmak, uzaklaştıramadıklarınızın ise sizin üzerinizdeki stres seviyesini azaltabilirsiniz.

 

Anksiyete Risk Faktörleri

Maalesef günümüzde pek çok insan kaygı durumu bozukluğuna daha yatkın olabiliyor. Bu eğilimin çeşitli sebeplerini birlikte inceleyelim:

  • Depresyonu sıkça deneyimleyen bireylerde anksiyete olma ihtimali daha yüksektir.

 

  • Madde bağımlılığı ve hormonal aktiviteyi dengesizliğe sokan birçok durum anksiyetenin en büyük tetikleyicisidir.

 

  • Çocuklukta deneyimlenen herhangi bir istismar durumu bir nesne ya da insana takıntılı şekilde odaklanmaya sebep olduğundan risk faktörü olarak kabul edilir.

 

  • Genetik yatkınlık uzmanlar tarafından sıkça tartışılan bir konudur. Tedaviye başlamadan önce aile bireyleri üzerinde de detaylı bir soruşturma gerçekleştirilir.

 

Bu risk faktörlerinin birine ya da birkaçına sahip olabilir ya da hiçbirine sahip olmayabilirsiniz. Her ne koşulda olursanız olun, gündelik hayatınızı sürdürürken kaygı bozukluğu ile mücadele halindeyseniz yardım almaktan çekinmeyin. Unutmayın ki erken tanı her şeydir. Terappin sayesinde kaygı bozukluğu ile mücadele ettiğiniz bu süreç boyunca kendinizi yalnız hissetmeyin. Uzman psikologlarımız sayesinde hayatınız çok daha keyifli ve verimli olsun!

 

 Anksiyete Hakkında Merak Edilenler

  1. Anksiyete olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Kaygı bozukluğu olan kişilerde, yoğun, sürekli devam eden bir endişe hali ve günlük hayatta rastlanılan durumlara karşı korku vardır. Kişi, zaman zaman panik atak krizleriyle de mücadele edebilir. Kas ağrıları, mide bulantıları, baş dönmesi ve ağrısı anksiyetenin belirtileri arasında yer alır. Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, bireyin gündelik hayatını düzenli olarak etkileyip etkilememesidir.

      2. Anksiyete insana neler yapar?

Kaygı bozukluğu semptomları arasında huzursuz veya çok heyecanlı hissetmek, panik atak, konsantrasyon veya uyku sorunu, terleme, nefes darlığı, baş dönmesi ve kalp çarpıntısı vardır.

     3. Anksiyete ilerleyince ne olur?

Kişinin günlük yaşamını olumsuz etkiler, bu da bireyin genel yaşam kalitesinin düşmesine sebep olur.

     4. Anksiyete nasıl hissettirir?

Anksiyete; kaygılı, sıkıntılı, gergin, tuhaf, çevreden kopuk hissettirebilir. Unutmamak gerekir ki bu süreçte herkes kendi deneyimini yaşar.

    5. Kaç çeşit anksiyete var?

Kaygı bozukluğu birden fazla şekilde ortaya çıkabilmektedir. Bunlardan bazıları:

  • Yaygın Anksiyete Bozukluğu
  • Obsesif-Kompulsif Bozukluk
  • Panik Bozukluk
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu
  • Sosyal Kaygı Bozukluğu
  • Agorafobi
  • Fobiler

 

 

 

 




200'den fazla uzman psikolog arasından sana en uygun psikolog ile istediğin yerden 7-24 online terapiye başlamak için hemen uygulamayı indir!