Rüya Nedir | Nasıl Oluşur?

Rüya Nedir | Nasıl Oluşur?

Terappin | Online Psikolog

Terappin Blog
09.12.2021 tarihinde oluşturdu.

Rüyalar uykunun 4. evresi olan REM evresinde gerçekleşir. İnsan bünyesi uyuyakaldıktan 30 dakikayla 90 dakika arasında rüya görmeye elverişli hale gelir. Kişinin adrenalin salgısı artar, kan basıncı artar ve kalp atışı hızlanır. REM evresinde insan vücudu hareketsin kalır ve gevşer. Bu evre zihininizi aktif hale getirir. Yalnız bu durum kişinin ayık halinden çok daha farklıdır. REM evresindeyken hareket edemezsiniz ve beyinde nöro adrenalin ve seratonin eksilir.

Tarihe baktığımızda rüyalarla ilgili bilimsel dayanağı olmayan izlere Sümerlerde ve Antik Mısır’da rastlıyoruz. Rüyalarla ilgili ilk bilimsel çıkarımları yapan kişi ise Sigmund Freud’dur. 

Sigmund Freud Rüyaların Yorumu makalesini 1900 yılında yayınlamış ve anlamlı rüyaların beyin fonksiyonlarıyla ilgili olduğunu öne sürmüştür. Rüyaların anlamlı bilgiler verdiğini de vurgulamıştır. Rüyaları fizik ötesi bir olay olarak görmemiş, tamamen beyin fonksiyonlarıyla alakalı olduğunu söylemiştir. 

 

Rüya ve İşlevi 

Freud, rüyaları “Bilinçdışına giden kraliyet yolu” olarak görür.

 Takip ettiği hastalarından rüyalarını, ket vurmadan serbestçe anlatmalarını ister, “rüya çalışması” dediği yöntemi geliştirir. 

Onun sayesinde terapide rüyalar bol hasat alınan verimli topraklara dönüşür.

Freud’a göre rüyalarda bilinçdışı istekler doyurulur. Çoğu zaman kendimize bile itiraf edemediğimiz saklı gerçekler su yüzüne çıkar. Fakat bunlar yine zihnimizin uyguladığı “sansürler’’ nedeniyle şekil değiştirmiştir. 

Bilinçdışı, açığa çıktığında anksiyete yaratabilecek, yüzleşmesi güç arzuları çarpıtır. Freud’a göre bu çarpıtma uykunun devamı için gereklidir “Rüya uykunun bekçisidir”. Çünkü yoğun duyguları yaşadığımız, içeriği açık rüyalar, kâbus gibidir ve kişiyi uyandırır. 

Rüyalar arzu ile uyku arasındaki şaşırtmacalı uzlaşmalardır. Aynı zamanda bu çarpıtma kendimizle yüzleşmemize gösterdiğimiz “dirençtir’’. Bu direnç nedeniyle rüyalar hatırlanamaz veya çabucak unutulur.

Uyandığımızda saçma bulduğumuz rüyalar aslında iç dünyamızda kaynayan sorunların temsilleridir. 

Rüyalar bilinçdışının zamansız, mekânsız, mantıkdışı itkilerinden oluştuğu için bize tutarsız gelir. 

Yer değiştirme ve yoğunlaştırma adı verilen çarpıtma yöntemleri ile rüyanın içeriği saklanır. Bizde etkili izler bırakan anılar ve duygular günlük olayların sahnesinde başka oyuncularla ve farklı olaylarla tekrarlanır. O nedenle “günün tortusu” denilen ve asıl mesajı gizleyen, rüya görülen günle ilgili fazlalıkların ayıklanması gerekir. Ancak ondan sonra rüya işlenebilecek bir ham madde olur. 

Daha sonraki işlem “gizli içeriği” anlamak için rüyanın işlenmesi çözümlenmesidir. Bu çözümlemeyi terapist ve hasta birlikte “çalışarak” yapabilirler.

 Burada uygulanacak yöntem rüya ile ilgili her türlü çağrışımı (düşünceyi, duyguyu, sözü) serbest bırakmaktır. Terapist yansız bir gözle yönlendirir ve yardımcı olur. 

Rüya Sembolleri

“Rüya, bir sanat eseri gibidir. Dışarıdan anlaşılır göründüğü halde kendisini hiçbir zaman açıklamaz ve hiçbir zaman açık bir anlam taşımaz. Rüya, hiçbir zaman tavsiye vermez ya da gerçek budur demez. Sadece doğanın bir bitkiyi yetiştirişi gibi bize bir imge sunar ve sonuç çıkarmayı da bize bırakır.” Sigmund Freud

 

Ev: insanın bedenini sembolize eder.

Otorite figürü: Kral veya kraliçe insanın anne ve babasını temsil eder.

Su: Doğumu temsil etmektedir. Suya atlama, sudan çıkma, bir insanı kurtarmak gibi eylemler anne-çocuk ilişkisinden mesaj alır.

Yolculuk: Freud’a göre ölüm fikrine ve korkusuna işaret eder.

Yeraltı: Birini aramak anlamına gelmektedir.

Cinsel Semboller: Cinsel arzuyu temsil etmektedir.

RÜYALAR ve BİLİNÇDIŞI ARASINDAK İLİŞKİ 

Çoğu kültürde rüyalarda yaşanılanların en az uyanıkken yaşanılanlar kadar gerçek olduğu varsayılır. Hatta Eski Mısırlılar dört bin yıl önce rüya yorumlarını derlemişlerdir. Rüyaların kehanet içerdiği inancı da bu derlemede vurgulanmıştır.

Aristotoles rüyaları bilimsel bir yaklaşımla ele almıştır. Duyu izlenimlerinin ve coşkuların rolünü vurgular. 

Bilinçdışının rüyaları etkilemesi ile ilgili genel görüşler vardır. Bilinçdışı insanlar farkında olmadan çalışan, uyku halindeyken de fonksiyonların çalışmasını sağlayan kısımdır.

Negatif durumlar yaşanıldığı takdirde, huzursuz, sıkıntılı olunan dönemlerde bu etkiler bilinçdışına yansır. Görülen rüyalarda aynı şekilde sıkıntı verici, huzursuz edici, olumsuzluk uyandıran rüyalar olmaktadır.

Pozitif durumlar yaşanıldığı takdirde ise insanın kendini iyi hissetmesi bilinçaltına yansır ve mutluluk verici, ferahlatan rüyalar görülür.

Arnold Mindell bilinçdışına ‘rüya nesnesi’ adını vermiştir. Mindell’e göre rüyalar bütünlüğün içinde çekilmiş fotoğraflardır.

 

 




200'den fazla uzman psikolog arasından sana en uygun psikolog ile istediğin yerden 7-24 online terapiye başlamak için hemen uygulamayı indir!